"Unutulmaya Yüz Tutmuş Kültürümüz: Çöten"

88

Karadeniz'in Geleneksel Tarım Kültüründen Günümüze Uzanan Bir Miras

Geçmişten günümüze uzanan kültürel değerlerimiz, atalarımızın yaşam biçimini, üretim anlayışını ve doğayla kurduğu güçlü bağı yansıtır. Bu değerlerden biri de özellikle Giresun ve çevresinde geçmişte yaygın olarak kullanılan, günümüzde ise giderek unutulmaya yüz tutan çöten adı verilen geleneksel mısır ambarlarıdır.

Hayvancılığın ve tarımın günlük yaşamın önemli bir parçası olduğu dönemlerde, mısır (darı) Karadeniz insanının temel geçim kaynaklarından ve besin maddelerinden biriydi. Aileler, yıl boyunca tüketecekleri mısırları yetiştirir, hasat zamanı toplar ve kış aylarında kullanmak üzere kurutup muhafaza ederdi. İşte bu ihtiyaca cevap veren çötenler, hem mısırın kurutulmasını hem de uzun süre güvenli bir şekilde saklanmasını sağlayan geleneksel yapılardı.

Çöten Nedir

Çöten, özellikle Giresun ve çevresinde, fındık çubukları, ince dallar ve ahşap malzemeler kullanılarak yapılan, genellikle yerden yüksek ayaklar üzerine kurulan, ambar veya sepet biçimindeki geleneksel bir saklama yapısıdır. Bölgenin doğal malzemelerinden yararlanılarak yapılan bu yapılar, geçmişte kırsal yaşamın ve üretim kültürünün önemli bir parçası olmuştur.

Çötenlerin yapımında fındık dallarının örülmesinin yanı sıra, bazı örneklerde tahta parçaları ve yöresel adıyla cablamalar kullanılarak kare biçimli bölümler oluşturulurdu. Yapının şekli ve yapım tekniği, ustasının el becerisine, ailenin ihtiyacına ve yöredeki geleneklere göre değişiklik gösterebilirdi.


Çöten Nasıl Yapılırdı

Çöten yapımında, çevrede kolayca bulunabilen doğal malzemelerden yararlanılırdı. Fındık çubukları ve ince dallar bir araya getirilerek sepeti andıran bir gövde oluşturulur, ahşap parçalarla yapıya dayanıklılık kazandırılırdı. Tahta ve cablamaların kare biçiminde bir araya getirilmesiyle oluşturulan bölümler, yapının iskeletini meydana getirirdi.

Çötenin yerden yüksek ayaklar üzerine kurulması da önemli bir özelliğiydi. Bu sayede mısırların doğrudan toprakla temas etmesi önlenir, nemin etkisi azaltılır ve ürünlerin fare gibi kemirgenlerden ve diğer hayvanlardan korunmasına yardımcı olunurdu. Hava dolaşımına imkân veren örgülü yapısı ise mısırların daha iyi kurumasını sağlardı.

Mısırın Kurutulmasında ve Saklanmasında Çötenin Önemi

Karadeniz'in yağışlı ve nemli ikliminde tarım ürünlerini sağlıklı bir şekilde muhafaza etmek, geçmişte büyük bir önem taşıyordu. Hasat edilen mısırlar, ihtiyaç doğrultusunda koçanlarıyla birlikte veya kabukları soyulduktan sonra çötenlere yerleştirilirdi. Yapının hava alabilen bölümleri sayesinde mısırların kuruması kolaylaşır, uygun koşullarda saklanmaları mümkün olurdu.

Kış aylarında ailelerin beslenmesinde önemli yer tutan mısır, yalnızca bir tarım ürünü değil, aynı zamanda ev ekonomisinin temel dayanaklarından biriydi. Bu nedenle çötenler, emeğin ve üretimin korunmasını sağlayan işlevsel yapılar olarak değerlendirilirdi.

Çötenin sunduğu imkânlar, geçmişte insanların doğayı ve iklim koşullarını ne kadar iyi gözlemlediğini de ortaya koymaktadır. Elektrikli kurutma sistemlerinin, modern depoların ve günümüzün gelişmiş saklama yöntemlerinin bulunmadığı dönemlerde insanlar, çevrelerinde bulunan malzemeleri kullanarak ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştirmiştir.

Çöten, Geçmişin Yaşam Kültürünü Yansıtıyor

Çötenler yalnızca mısır saklanan yapılar değildi. Aynı zamanda imece geleneğinin, el işçiliğinin, yerel bilgi birikiminin ve üretime dayalı yaşam anlayışının da birer göstergesiydi. Bu yapıların meydana getirilmesinde kullanılan teknikler, kuşaktan kuşağa aktarılan deneyimlerle gelişmişti.

Köy yaşamında tarım ve hayvancılık birbirini tamamlayan faaliyetlerdi. Üretilen mısırın bir bölümü ailelerin tüketimi için ayrılırken bir bölümü hayvanların beslenmesinde kullanılabiliyordu. Çötenler, bu üretim düzeninin devamlılığını destekleyen geleneksel depolama alanları arasında yer alıyordu.

Her bir çöten, geçmişte insanların sınırlı imkânlarla nasıl üretim yaptığını, emeklerini nasıl koruduğunu ve doğayla uyumlu yaşamayı nasıl başardığını anlatan sessiz bir tanık gibidir.

Günümüzde Unutulmaya Yüz Tutuyor

Teknolojinin gelişmesi, tarım yöntemlerinin değişmesi, köylerden kentlere göçün artması ve geleneksel üretim biçimlerinin giderek azalmasıyla birlikte çötenlerin kullanım alanı da daralmıştır. Günümüzde modern depoların ve farklı saklama yöntemlerinin yaygınlaşması, bu geleneksel yapıların günlük yaşam içindeki yerini büyük ölçüde değiştirmiştir.

Bir zamanlar köylerde ihtiyaç duyulan ve sıkça karşılaşılan çötenler, bugün birçok yerde yalnızca eski evlerin bahçelerinde, kırsal alanlarda veya yaşlı kuşakların hatıralarında yaşamaktadır. Bu durum, sadece bir yapının unutulması anlamına gelmemektedir. Aynı zamanda geçmişin üretim tekniklerinin, el sanatlarının ve yerel yaşam bilgisinin de zamanla kaybolma riski taşıdığını göstermektedir.

Bu nedenle çötenlerin fotoğraflanması, yapım tekniklerinin kayıt altına alınması, bu yapıları bilen yaşlılarla sözlü tarih çalışmaları yapılması ve mümkün olan örneklerin korunması büyük önem taşımaktadır. Yerel kültürün gelecek kuşaklara aktarılması, geçmişle bugün arasında güçlü bir bağ kurulmasına katkı sağlayacaktır.

Kültürel Mirasımıza Sahip Çıkalım

Giresun ve çevresinin geleneksel yaşam kültürünü yansıtan çötenler, geçmişteki insanların üretim becerisini, doğayla uyumunu ve pratik zekâsını ortaya koyan değerli örneklerdir. Bugün belki eskisi kadar kullanılmıyor olabilirler, ancak taşıdıkları kültürel anlam ve tarihsel değer hâlâ önemini korumaktadır.

Unutulmamalıdır ki kültürel miras yalnızca tarihî binalardan, anıtlardan veya müzelerde sergilenen eserlerden ibaret değildir. Büyüklerimizin kullandığı araçlar, tarımsal üretim yöntemleri, geleneksel yapılar ve günlük yaşam alışkanlıkları da ortak geçmişimizin ayrılmaz parçalarıdır.

Çöten, geçmişte mısırı koruyan bir ambar olmanın ötesinde, Karadeniz insanının emeğini, üretim kültürünü ve doğayla kurduğu bağı simgelemektedir. Bu değerleri tanımak, hatırlamak ve gelecek nesillere aktarmak hepimizin ortak sorumluluğudur.

Dünden bugüne ulaşan her geleneksel yapı, geçmişimizin bize bıraktığı bir izdir. Çötenleri unutmamak; yalnızca eski bir ambarı değil, atalarımızın yaşam biçimini, alın terini ve kültürel hafızasını da yaşatmak demektir.



Giriş: 24 Ekim 2026 | Güncelleme: 24 Ekim 2026 | Okunma: 88


Kaynak: Harsitvadisi.com



QR Kod

Bu karekodu kullanarak haberi telefonunuzda görebilir ve paylaşabilirsiniz.