"Şaban Pir (Doma Şaban) – Hayatı, Kişiliği ve Halk Kültüründeki Yeri"

95

Şaban Pir, halk arasında bilinen adıyla Doma Şaban, Şadı köyünün yetiştirdiği en önemli halk ozanlarından, türkü ustalarından ve söz ehillerinden biridir.

Hem yaşadığı hayatın zorlukları hem de halk kültürüne kattığı derin izlerle bölge insanının hafızasında unutulmaz bir yer edinmiştir. Atma türküleri, ağıtları, yayla kültürü içerisindeki etkinliği ve güçlü sesiyle yalnızca kendi döneminin değil, sonraki kuşakların da dilinde yaşamaya devam etmiştir.

Ailesi ve Doğumu

Doma Şaban, Pirali Oğulları soyundandır. 1303 (1887) yılında Şadı köyünde dünyaya gelmiştir. Kardeşleri arasında özellikle Yakup, kendisi kadar güçlü bir atma türkü ustası olarak tanınmıştır. Diğer kardeşlerinden Emin genç yaşta hayatını kaybetmiş, Niyazi ise memleketten ayrılarak Düzce Kanyaşlı civarına yerleşmiştir.

Ailesi ve yetiştiği çevre, onun halk kültürüyle iç içe büyümesini sağlamış, küçük yaşlardan itibaren yayla yaşamını, gurbeti, ayrılığı ve köy hayatının bütün duygularını yaşayarak öğrenmiştir.

Seferberlik Yılları ve Esaret Hayatı

Birinci Dünya Savaşı döneminde, halk arasında Seferberlik olarak anılan yıllarda askere alınmıştır. Abdullo Mehmet ve Mecit Babayiğit ile birlikte Erzurum Ilıca civarında Ruslara esir düşmüştür. Bu esaret sırasında yaralanmış ve Gazi olmuştur.

Rusya'daki esir kampında büyük zorluklar yaşamış, iki kez kaçma girişiminde bulunmuş ancak başarılı olamamıştır. Buna rağmen yılmamış, üçüncü denemesinde kamptan kaçmayı başarmıştır. Büyük mücadelelerle deniz yoluyla İstanbul'a, oradan da Tirebolu'ya ulaşmıştır. Tirebolu'dan sonra ise hiçbir vasıta kullanmadan yürüyerek köyüne dönmüştür.

Savaş sonrası kendisine verilen gazilik maaşını alma hakkına sahip olmasına rağmen bunu kabul etmemiş, gazilik unvanını yalnızca bir vatan görevi olarak görmüştür. Bu tavrı, onun karakterindeki onur, gurur ve kanaatkârlığın önemli bir göstergesi olmuştur.

Aile Hayatı

Doma Şaban ilk evliliğini Aziz kızı ile yapmıştır. Daha sonra köyüne döndüğünde Sebetçi kızı Fadime ile ikinci evliliğini gerçekleştirmiştir. Ancak her iki evliliğinden de çocuğu olmamıştır.

Bunun üzerine Dandu köyünden Nuriye isimli bir kız çocuğunu evlat edinmiş ve kendi öz evladı gibi büyütmüştür. Nuriye evlenme çağına geldiğinde onu evlendirmek istemiş, ancak bunu öğrenen öz annesi Dandı'dan gelerek kızını geri almıştır.

Bu olaydan sonra Dudugillerden Halil Pirdal'ı evlat edinmiş, onu da büyütüp yetiştirmiştir. Halil'i, Hocanın oğlu Mehmet'in kızı Fikriye ile evlendirmiştir. Böylece aile ocağını devam ettirmeye çalışmıştır.

Halk Şairliği ve Sanatı

Doma Şaban, Şadı'nın gelmiş geçmiş en büyük halk şairlerinden biri kabul edilir. Özellikle düğünlerde, yayla şenliklerinde ve otçu göçlerinde halkın önünde yer almış, doğaçlama söylediği türküler ve ağıtlarla insanların gönlünde taht kurmuştur.

Onun sözleri yalnızca türkü değil, aynı zamanda yaşanmışlığın, gurbetin, savaşın, ayrılığın ve yayla kültürünün hafızasıdır. Sesi güçlü ve etkileyici olduğu için köy camilerinde ezan okuma görevi de kendisine verilmiş, zaman zaman müezzinlik yapmıştır.

Doma Şaban'ın söylediği türkülerde doğa, yayla, hasret, ölüm ve insan sevgisi önemli yer tutar. Sözleri samimi, doğal ve halkın diline yakındır.

Otçu Göçleri ve Şenliklerdeki Yeri

Şadı halkının en önemli geleneklerinden biri olan Otçu Göçü, Doma Şaban olmadan düşünülemezdi. Yıllarca bu şenliklerde söylediği ağıtlar, maniler ve türkülerle insanların hafızasına kazınmıştır.

1964 yılında yapılan otçu göçü şenliğine hastalığı sebebiyle katılamamıştır. Ancak şenliğin yürüyüşünü izlemek için Gonak Kıranı'na kadar gitmiştir. Çeğellioluk başına gelen kalabalık, her yıl burada türkü söyleyen Doma Şaban'ın yokluğunu hissedince bir ekip göndererek onu şenliğe getirmek istemiştir.

Hasta haliyle ancak Dişmerli Sakar'a kadar getirilebilmiştir. Burada köylüleriyle buluşmuş ve şu sözleri söylemiştir:

Gene bensiz gelemediniz değil mi

Ardından şu ağıdı yakmıştır:

Yürü dilber yürü saçın sürünsün

Aç beyaz göğsünü göksün görülsün

Ötme guguk ötme bağrımı deldin

Salına salına çölden mi geldin

Sende benim gibi yâr mı gezerdin

Bu sözlerden sonra:

Bu da burada biter. Benden sonra seni yön edip ağıt yakıp mani söyleyecek biri daha yok. demiştir. Bu sözler, onun kendi sanatının son temsilcilerinden biri olduğunun farkında olduğunu göstermektedir.

Yayla Hayatı ve Duygusal Dünyası

Doma Şaban yayla yaşamına çok bağlıydı. Özellikle Depealan Yaylası ve Gonak Kıranı onun için yalnızca bir mekân değil, aynı zamanda hatıralarının yaşadığı yerlerdi.

Birinci Dünya Savaşı sonrası Güvende'ye kır pazarına giderken Masur başında obalara baktığında evlerin harap halde olduğunu görmüş ve derin bir hüzne kapılmıştır. Bunun üzerine şu dizeleri mırıldanmıştır:

Yaylam sende çok mudur yıkılı daşlar

Bakımsız mı bıraktı seni bizim uşaklar

Nerde kaldı seni gezen püsküllü başlar

Çürüdü toprak oldu gızlar gardaşlar

Bu ağıt, savaşın ardından köylerin boşalmasını, insanların yok oluşunu ve eski canlı günlerin geride kalışını anlatan önemli bir halk hafızası örneğidir.

Toprağa ve Köyüne Bağlılığı

Doma Şaban yalnızca bir ozan değil, aynı zamanda toprağına bağlı bir yayla insanıydı. Depealan Eski Oba'da kaldığı yıllarda hemen her gün Gonak Kıranı'na çıkar, köyleri seyrederdi.

Bir gün kendi tarlasının diğerlerinden daha güzel ve siyah göründüğünü fark etmiş ve: Tarlam, seni benden sonra böyle güzel yapamazlar. demiştir.

Yanındaki eşi buna karşılık:

Herif sen ölme, el tarlaları eker diker. deyince Doma Şaban: Yok hanım yok, benim gibi tarlalara bakacak kimse olmaz. cevabını vermiştir.

Bu sözler onun hem emeğine duyduğu güveni hem de toprağıyla kurduğu derin bağı göstermektedir.

Vefatı

19 Eylül 1964 tarihinde yaylada rahatsızlanan Doma Şaban, komşularının yardımıyla köye getirilmiştir. Ancak durumu ağırlaşmış ve 20 Eylül 1964 tarihinde sabaha karşı hayatını kaybetmiştir. Aynı gün Alagöz kızı Emine Pirdal ile birlikte Şadı Güneyi Mezarlığı'na defnedilmiştir.

Ölümü, yalnızca ailesi için değil, bütün Şadı halkı için büyük bir kayıp olmuştur. Çünkü o, yalnızca bir insan değil, köyün sesi, hafızası ve kültürel mirasıydı.

Sonuç

Şaban Pir (Doma Şaban), yaşadığı dönemin zorluklarını türkülerine taşıyan, savaş, gurbet, yayla hayatı ve insan sevgisini sözlerinde yaşatan büyük bir halk ozanıdır. O, yalnızca türkü söyleyen biri değil, halkın duygularını dile getiren bir kültür taşıyıcısıdır.

Bugün hâlâ Şadı ve çevresinde onun adı saygıyla anılmakta, söylediği ağıtlar, yayla göçleri ve hatıraları dilden dile aktarılmaktadır. Doma Şaban, Karadeniz yayla kültürünün yaşayan hafızalarından biri olarak halk belleğinde yaşamaya devam etmektedir.



Giriş: 29 Mayıs 2026 | Güncelleme: 29 Mayıs 2026 | Okunma: 95


Kaynak: Harsitvadisi.com



QR Kod

Bu karekodu kullanarak haberi telefonunuzda görebilir ve paylaşabilirsiniz.