Oyraca Köyü Tarihi


2394

500 sene önce Oyraca Köyü Danduya bağlı Oyraca ile Ataköyün eski adı Garga Köyü idi. Şimdi ise iki muhtarlık oldu ve Oyraca Köyü Doğankent ilçesine, Ataköy Tirebolu ilçesine bağlı köy oldular.

Duyduğuma göre Kavraz köyünden gelmişiz. Bize İbil oğulları denir. Bizimle gelenler 5/6 hane olup tamamının Türk olduğunu duymuştum.

Ataköy ile Oyraca arasında eski maden denen bir mahalle var. Orada eskiden maden işletilmiştir. Bugünkü Oyraca köyü tarafında maden galerisinin tünellerinin olduğunu biliyorum çocukluğumuzda o maden tünellerine girip çıkıyorduk.

Köyümüzde bulunan değirmenin suyu boynuyolundan batıp bizim köyden çıktığı hep söylene gelmiştir.  Bunun doğruluğunu test etmek için boynuyolu tarafında Zahire( Buğday-Arpa) yıkamışlar. Bunun artıklarının bizim değirmenin arkasındaki suyun çıkışından çıktığını görenler bana anlatmışlardı. 

Bir başka duyduğum hikâye’yi sizlerle paylaşayım, boynu yolu köyünün düz bir yerine Hasan Şıh denen bir zat değirmen yapar orada bulunanlar gülerler.  Burada su yok, bu değirmen nasıl dönecek diye. Hasan Şıh değirmenin yapımını tamamlayınca iki rekat namaz kılar ve orada olmayan su değirmenin oluğuna gelerek değirmenin taşını döndürmeye başlar. Ogün bugündür orada devamlı olarak su akmaktadır.

Harşıt ve Tirebolu arasında ilk caminin Zendin köyüne yapıldığını duymuştum. Biz çocukluğumuzda camiye Ataköye giderdik. 

Dedem anlatırdı biz Harşıt Medresesinde Gavgacı Zade Mehmet Efendi’de okuduk diye. Dedem Gavgacı zade Mehmet Efendi’den aldığı icazetle Eymür köyü ile Doğankent arasındaki vatandaşları Garga köyünde okutuyormuş. Ben dedemin 80 yaşlarındaki talebelerini gördüm ve onlarla hasbahal ettim.

Benim küçüklüğümde yol Doğankent Çöcen den bizim köyün başından boynuyolu köyüne geçiyordu. Oradan hem sahile hemde yaylalara yol bağlıydı. 

Harşıt Vadisinin Ruslar tarafından işgali sırasında bizim köy işgal görmedi ama Ruslar; Kozköy, Sekü, Çatak ve Harşıt çayının doğu tarafını işgal etmiş. Bu derenin insanları hem yoklukla, hem hastalık, hem soğuk, hem de düşmanla mücadele ederek bu memlekete sahip çıkmışlar. 

Büyüklerimiz anlatırdı, Gara ağaç kabuğu ve mısır güdünesini değirmende öğütüp un yaptıktan sonra ekmek yaparak yediklerini anlatırlardı. Birde vatandaşlar el değirmenlerinde mısır yarması çekiyorlarmış. Geride kalan un yoklarını dedemlerin yalayarak açlık giderdiklerini bizlere anlatırlardı. 29.11.2008

Mustafa Kurnaz Mehmet Oğlu 1929 doğumlu.

Kaynak: