Gelevera Vadisinin yetiştirdiği önemli din adamlarından biri Karavelioğlu Şeyh Hacı Mehmet Efendi'dir. Nüfus kayıtlarına göre Rumi 1301, Miladi 1 Temmuz 1885'te Kürtün ilçesi Gelevera Sapmaz köyünde doğdu. O sıralarda Gelevera köyü Torul ilçesine bağlı idi. Babası Mehmet Ali Efendi de etrafta âlim, ulema olarak biliniyordu. Babasının etkisinde kalan Karavelioğlu Mehmet Hoca aynı yolu seçip ilk etapta babası tarafından okutulmuş.
Vezirzade Şeyh Hacı Hasan Hilmi Efendi tarafından Espiye'nin Adabük-Hacıköy'ünde açılan medresede ilim tahsil etmiştir. Vezirzade Hoca etrafta oldukça saygıdeğer bir yeri olup bu yörenin Kürtün, Tirebolu, Espiye, Güce, Harşit gibi yerlerinden öğrenciler yetiştirmiştir. Harşit Dandı köyünde Yeniçero Talip Hafız da onun öğrencisidir. Veziroğulları Kürtün'ün Söğüteli köyünden gelerek Espiye’ye yerleşmişlerdir. Vezirzade Şey Hacı Hasan Hilmi Efendi'nin müridi olarak onun ışığında irşada devam eden Karavelioğlu Mehmet Efendi maneviyat çemberini daha da ileri noktalara taşıyarak tanınır bir hoca efendi hüviyetine kavuşmuş.
Vezirzade Şeyh Hacı Hasan Hilmi Efendi onlarca yetişmiş öğrencisi olmasına rağmen maneviyat olarak olgunluk derecesine erişen, yeterince pişmiş olarak kabul ettiği Karavelioğlu Şeyh Hacı Mehmet Efend'yi kendisinden sonra vekil tayin etmiştir. Bunun nişanesi olarak da bir tespih hediye etmiş.
30'lu yaşlarda icazet aldığı belirtilen Karavelioğlu Mehmet Hoca Efendi çevre köy ve mahallelerde vaz-ı nasihatlere başlamıştır. Güce'nin İlit köyünde verdiği vaazlar ahali tarafından pür dikkatle dinlenmiş ve hocanın gerçek bir ilim, irfan sahibi olduğu düşünülüp köyde kalması istenmiştir. İlk evliliğini Gelevera Sapmaz'da yapan ve bu evlilikten bir çocuğu olan hoca, eşinin vefatı üzerine İlit köyünde ikinci evliliğini yapmış ve iki çocuğu daha dünyaya gelmiştir.
Çevre köy ve mahallelerde, camilerde ve mekteplerde hocalık yapmış, medreselerin kapatılmasıyla birlikte dini eğitimi camilerde ve normal mekteplerde vermeye devam etmiştir. Gelevera Sapmaz, Karaovacık, Kazıkbeli ve hatta Güvende camilerinde kürsüye çıkarak ahaliyi hak yoluna çağırmıştır. Gelevera Camii'nde bir cuma vakti vaaz ederken birden cemaate dönmüş ve vakit namazını kılmayıp da buraya gelenler kimlerdir diye sormuştur. Esasında usulen sorduğu ve kendisinin cevap vereceği bu soruyu, cemaatten Ali adlı biri hemen üzerine alınıp kapıdan dışarı çıkmak istemiştir. Hoca, daha genç olduğu anlaşılan bu kişiye seslenerek bak yavrum, ne kadar yaşayacağına dair senedin mi var Ölüm gence de koca yaşlıya da birdir. demiştir.
Kazıkbeli Eski Camii ve Karaovacık camilerinin inşasında öncülük etmiş, yol, köprü, han ve çeşme gibi umuma açık hayır eserlerinin yapımında bizzat çalışarak milleti bu hususta teşvik etmiştir. Birçok talebe yetiştirmiştir. Harşit Dandı köyünde yörenin iyi bir âlimi olarak bilinen Hasbi Hoca (Yazıcı) onun öğrencisidir. Yaylalarda mollalarıyla birlikte ilim sohbetleri yaptığı bilinen Karavelioğlu Hoca'nın, Gelevera Sapmaz'a oldukça yakın olan Kekre Yaylası'nda, Vezirzade'nin öğrencisi ve kendisinin de arkadaşı olan Yeniçero Talip Hafız ve kendi öğrencisi Hasbi Hoca ile zaman zaman bir araya geldiği, ilmi sohbetlere daldığı, sohbetin ardından cemaatle namaz kılıp dağıldığı ifade edilmektedir.
Kuraklığın olduğu bir yaz gününde Kazıkbeli pazarında hoca camide vaaz ederken cemaat kendisinden yağmur duası edilmesini rica etmiştir. Hoca da kabul etmiş, ardından cemaate İçinizde ikindi namazını kazaya bırakmayan var mı diye sormuştur. İçlerinden sadece biri Hocam, benim ikindi kaza namazım yok deyince Tamam işte, bunun yüzü suyu hürmetine rahmeti aldık diyerek dua etmiş ve beklenen yağmur bir süre sonra semalardan süzülmeye başlamıştır.
Kemençe çalınan yerlerde pek görünmeyen hocayı bir gün Kazıkbeli'nde bir düğüne davet etmişler, ancak düğünde kemençe çalındığını duyunca serzenişte bulunmuştur. Davet edenler ise Hocam bu sefer idare et diyerek gönlünü almaya gayret etmişlerdir.
Yaz döneminde yaylacılığı ihmal etmeyip Gelevera Sapmaz'da ikamet eden hoca, kışları Güce İlit köyünde geçirmiş, tarım ve hayvancılıkla uğraşmıştır. Başkasının bahçesine giren hayvanların ürünleri ve kendi tarlasında ekilse bile başkasının tarlasında yetişen ürünler konusunda oldukça hassas davranmış, bunların yenilmemesi gerektiğini savunmuştur.
Günlük okunacak bolca zikri ve günlük virtleri bulunan hocanın derslerini takip edenler oldukça fazlaydı, verilen dersler günlük ve haftalık olarak yerine getirilirdi. Diğer taraftan çok sayıda ziyaretçisi olurdu. Hasta ve sökün eden insanlar hocanın duasından şifa bulmak için kapısını aşındırır, hatta malları nazara gelenler bile ona başvururdu. Hoca, ahde vefa babında İlit köyü için de zaman zaman dualarda bulunurdu.
Yaşı epey ilerlemiş olan hoca, son zamanlarında akciğer rahatsızlığı çekmiş ve nefes darlığı yaşamıştır. Nüfus kayıtlarına göre 5 Eylül 1962 tarihinde 77 yaşında iken emanetini Allah'a teslim etmiş ve İlit köyü mezarlığına defnedilmiştir. Ölümünden önceki vasiyetinde mezarının gösterişten uzak olmasını, süslenmemesini ve üstünün kapatılmamasını istemiş, hatta mezarın kaybolmaması için Taş dikseniz yeterli olur demiştir. Güce Belediyesi kurulduğu zaman, İlk Belediye Başkanı Halil Geçgel liderliğindeki belediye encümen kararıyla Güce'den güneye, İlit'e açılan caddeye Şeyh Mehmet Efendi Caddesi adı verilmiştir. Günümüzde hocanın mezarı, çevre il ve ilçelerden gelen birçok insan tarafından ziyaret edilmektedir. Allah rahmetiyle muamele eylesin.
Okunma Sayısı: 26