Günyüzü Köyü Tarihçesi

987

Tarihinin Cenevizlilere dayandığı Ceneviz kolonilerinin Tirebolu kalesi yapılırken kullanılan ve şima diye adlandırılan malzemenin, Köyümüzün güneyinde bulunan Çayıriçi deresi mevkiinde arı kovanı bırakmak için yüksek kayaların üstüne yapılan ve halen ayakta kalmayı başaran sur şeklindeki kovan barınaklarından anlaşılmaktadır.
Örneğin, Alu kayası, Kayabaşı, Kanlı kaya vs. gibi Ceneviz kolonilerinden sonra Pontus Rum imparatorluğu egemenliğinde kalan Törnük, Oğuzların Ortan Asya'dan göçerek Anadolu'ya gelmeleri ile önce İç Anadolu'ya giden, Çepni, Eymür, İregür, Döğer ve Halaç boyları kuraklık ve kıtlık yüzünden tekrar geldikleri yoldan dönüş yaparak Şam ve Halep diyarına gitmişler, aynı kuraklık ve kıtlık burada da baş gösterince İç Anadolu’ya geldikleri sırada keşfettikleri Karadeniz yöresine yeşillik ve yağışı bol olduğu için 14. yüzyılın başlarında gittikleri yoldan Şam'a tekrar geri dönerek Bayburt – Gümüşhane ve Kürtün'den hareketle Harşit vadisi boyunca Karadeniz kıyılarına ulaşmışlardır.
Bu vadi boyunca güzel toprakları yurt edinmişlerdir. İlk defa burada yerleşik hayata geçmişlerdir. Sınırları çizilmiş olan yöredeki Türklerin ezici çoğunluğu Çepni boyuna mensup olmakla beraber bazı yer adları, yadigarları bu Türk boylarının yerleşmesinde Çepnilerin yanında Yüreğir, Alayuntlu, Döğer, Eymür, Halaç boylarına mensup obaların rol almış olduklarını açıkça gösteriyor. 15. yüzyılda Çepni ve diğer boylar köylerde tamamen yerleşik hayata geçerek tarım ve hayvancılık ile uğraşmaya başlamışlardır.                             
Yukarıda adları yazılı olan boylar Eymür, İreğür (Tirebolu Karademir köyü) Danışment (Tirebolu Danışman köyü) Halaçlı, ( Tirebolu Köseler köyü ) Döğer (Kürtün Günyüzü köyü ) olarak Çepniler haricinde boy, boy oba, oba ve köy, köy halen kendini göstermektedir. Köyde yaşayan Çepnilerin Camileri ve Vakfiyeleri olup Türk isimleri mevcuttur. 15. yüzyılada bu yörede hiçbir Hırıstiyan köy yoktur. Hırıstiyanlar bu dönem ve daha sonraları Tirebolu, Görele ve Giresun gibi yerlerde kalelerde yaşarlardı.
Boylar yerleşik hayata geçtikten sonra bu yerleşik yaşayışla ilgili olarak Mısır (darı) ekmeye başlamışlar ve bu tarihten 50-60 yıl sonra buğday ve arpa ekiminin de yapıldığını tarihçilerimiz yazmaktadır. Tarla kelimesinin tarıgla  kelimesinden türediği ve Darı (Mısır) kelimesinin de tarla ürünü olarak darı denildiği ifade edilmiştir. Bu tarihlerde Kürtün-Dereli - Giresun-Eynesil arasındaki kırsal bölge tamamen Çepni ve diğer yukarıda belirttiğimiz boyların elinde bulunmaktaydı.
Osmanlı Kuvvetleri Trabzon Pontus Rum İmparatorluğunun topraklarına girince Çepni ve diğer boy beyleri, Osmanlı Kuvvetlerine yardımcı olmuşlar ve başarılarda rol oynamış olduklarından Trabzon Feth edildikten sonra, Osmanlı Devleti bu yörede boy beylerin hemen hepsine Zeamet, Tımar gibi dirlikler vererek onları hizmetine almış ve mühim bir kısmını da Müsellim olarak hizmete almıştır. 
Törnük adıyla anılan köyümüz Oğuzların Çepni boyu ile gelen Döğer boyundan (Kabilesinden) başkası olamazdı. Rivayete göre Döğer kabilesinin başında bulunan Döğer beyinin adının SULTAN TÖRNARE olduğu ve bu nedenle bu köye zamanla değişime uğrayarak Törnük adı verildiği söylenmektedir.
Diğer bir rivayette ise Sultan Törnare hazretlerinin köye geldiğinde bulunan Rum İmparatorluğuna bağlı yöre beyinin kızına aşık olup, kızın Müslüman olmasını sağlaması ve evlenmesinden dolayı kızı Müslüman yaptığı için DÖNÜK SULTAN adıyla anılmasından dolayı da sonradan değişime uğrayarak Törnük adını aldığı söylenmektedir. Daha sonra Cumhuriyet döneminde isimlerin Türkçeleştirilmesi nedeniyle Günyüzü adını almıştır. Günyüzü denilmesinin nedeni ise arkasını kuzey yamaca dayamış güney yamaca doğru bakan, kışın ve yazın günün her saatinde gün ışığı alan bir yer olduğundan Günyüzü köyü olarak adlandırılmıştır. Osmanlının son dönemine kadar Trabzon sancağına bağlı Torul kazasına bağlı olan köyümüz, Cumhuriyet döneminde bir süre daha Gümüşhane vilayetine bağlı Torul kazasına bağlı olarak kalmış, 1952 yılında Doğankent ve Eymür ile birlikte Giresun'a bağlanmıştır.
20 Mayıs 1990 tarih ve 131 İlçe kurulması hakkındaki kanunla Bakanlar Kurulu Kararı ile Referanduma tabi tutulmadan Uluköy merkez olmak şartı ile Kürtün ilçesi kurulması ile Kürtün ilçesine bağlanmıştır.
1994 yılına kadar Üçtaş, Ambarlı, Akköy, Yukarı Mahalle, Camii Mahallesi ve Karağaç Mahallesi olmak üzere toplam 6 mahalleden oluşan Günyüzü köyü, 1994 yılında Üçtaş, Ambarlı ve Akköy mahallelerinin birleşmesinden Harşit vadisinin Güney yamacındaki mahalleler birleşerek Üçtaş köyü adı altında köy statüsüne kavuşmuşlardır. Her ne kadar köy olarak ayrılsalar da bile köyümüzün ortak ve taşınmaz malları ortak olarak kullanıldığından halen her iki Günyüzü ve Üçtaş köylerine yörede Törnüklüler diye hitap edilmektedir. Ekonomik, Sosyal, Kültürel ve Beşeri faaliyetlerimiz ve kader ve kıvançta birliğimiz devam etmektedir. Günyüzü ve Üçtaş köylerinin ortak olarak kullandıkları Yemişen (Dokuzdönüm), Merekgözü, Maşatalanı (Paçacı), Sarıtaş (Çürüktaş) Alacainek olmak üzere 5 adet mezrası bulunmaktadır ve bu mezraları yaylak olarak kullanılmaktadır.
Osmanlı Dönemi Tahir defterinde İstanbul Topkapı Sarayındaki arşivlerden öğrenildiğine göre 1876 Yılında mevcut köy isimleri, Hayvan sayıları belirtilirken, Törnük köyünde o tarihte 852 koyun, 339 keçi, 20 inek, 10 öküz bulunduğunun belirtildiği, yine Tahir defterinin 1876 yılındaki köylerin vermiş oldukları vergi, Erkek nüfusu, Hane sayısı ve köy isimlerinin yazılışında ise Köyümüzün yıllık 5,680 Kuruş'la Tirebolu, Barda, Orta Camii, Espiye köylerinden sonra 4. sırada vergi verdiği Aşar bedelinin ise 11,200 Kuruş, Hane sayısının 95, Erkek nüfusun 290 kişi olduğu belirtilmiştir. Törnük köyü balı ile ünlü bir köy olduğundan, Bal'dan tarladan ve hayvancılıktan vergi vermekle birlikte, habercilikte ve acılıkta kullanılan kuşlardan da vergi alındığı yazılmaktadır.