"Yangınlar Çocuklarda Depresyona Neden Oluyor"

560

Dünya genelinde ve ülkemizde ne yazık ki şu anda da olduğu gibi her yıl çok sayıda çocuk ve ergen birey, doğal afetlere maruz kalmakta ve bu afetlerden psikolojik, fiziksel ve sosyal olarak farklı şekillerde etkilenebilmektedirler.

İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Psikoloji Uzmanı Kln. Psk. Müge Leblebicioğlu Arslan, açıklamalarda bulundu.

DoÄŸal Afetler Depresyona Neden Oluyor

Yapılan çalışmalarda çocuk ve ergenlerin yangın ve deprem gibi doÄŸal afetlerden yetiÅŸkinlere göre psikolojik açıdan daha fazla etkilenebildikleri, bu etkinin düzeyinin ise çocuÄŸun yaşı, ebeveyn tutumu, sosyal medyaya ne ÅŸekilde maruz kaldığı,  afete doÄŸrudan ya da dolaylı olarak maruz kalıp kalmaması gibi faktörlerin önemli olduÄŸu düşünülmektedir. Her ne kadar doÄŸal afetlerin çocuk ve ergen bireyler üzerindeki psikolojik etkisi Travma Sonrası Stres BozukluÄŸu TSSB gibi düşünülsede her çocuÄŸun afet sonrası aynı sorunu yaÅŸayacağının düşünülmesi yanlış bir düşünce yapısı olacaktır. TSSB’nun yanısıra depresyon, anksiyete, uyum sorunları, fobiler ve patolojik yas afetlerden sonra çocuk ve ergenlerden sonra en sık görülen psikolojik etkiler olduÄŸu söylenebilir. 

Anne Karnındaki Bebeklerde Afet Etki Bırakabilir

Çocuk ve ergenlerin ruhsal yapılanmaları yetiÅŸkinlerden oldukça farklıdır. Bu farklılıkları çocuk, ergen ve yetiÅŸkin olarak ayırmaktansa söz konusu çocuk ruh saÄŸlığı olduÄŸunda yaÅŸ olarak gruplayarak bakmak, afetin çocuÄŸun psikolojisi üzerinde meydana getirdiÄŸi etkiyi anlamak adına daha saÄŸlıklı olacaktır. Bu gruplama da bebeklik dönemi (0-1) hatta anne karnındaki dönem dahi çocuÄŸun ruhsal yapılanması açısından oldukça önemlidir.  Bebekler fiziksel yaralanmalar dışında afetlerden doÄŸrudan etkilenmezler ancak bu dönemde bebeÄŸin psikolojisi üzerinde etkili olan en önemli faktör ebeveynin tutumudur. Özellikle ebeveynin kaygılı tutum ve davranışları bebeÄŸin güvenli bağını zedeleyebilir. Afetin, bebeÄŸin ruh saÄŸlığı üzerinde nasıl bir etki oluÅŸturacağının en önemli belirleyecisi bakım verenin afet karşında verdiÄŸi duygusal tepkilerdir.  Anne nasıl hissediyorsa bebek o duyguyu alır ve öyle hisseder. Dolayısıyla afet karşında annenin yaÅŸadığı kaygı, korku ve stres duygular doÄŸrudan bebeÄŸe geçebilir ve güvensizlik duygusunu tetikleyebilir. 

Ya Ben Okuldayken Yangın Çıkar ve Ailem Beni Kurtaramazsa

Okul öncesi dönemde (2-5 yaş) ise soyut gelişimi henüz tam gelişmemiş çocuk, yaşanılan durumu anlamlandırmakta zorlanabilir. Bu dönemde çocuklar duygularını sözel yoldan ziyade davranışsal olarak ifade ederler. Bu yaş aralığında anne babaya aşırı bağlanma, bakım verenden ayrılmak istememe, huzursuzluk, aniden ağlama nöbetleri, parmak emme, bebeksi konuşmalar, altını ıslatma, tek başına uyumak istememe, yeme ve giyinme yetisini kaybetme gibi regresif davranışlar görülebilir.

Okul çağı çocukluk döneminde (6-11 yaÅŸ) ise; bu dönemlerde çocukta yoÄŸun bir korku duygusu oluÅŸabilir. Bu durumda çocuk aileden ayrı okul vb. bir yere gitmek istemeyebilir. ÖrneÄŸin çocuk ya ben okuldayken yangın çıkar ve ailem beni kurtaramazsa ÅŸeklinde düşünebilir. Öfke, saldırganlık tepkisi gösterebilir. Dikkati toplamada ve odaklanmada güçlük yaÅŸayabilir. Bu durum akademik baÅŸarısını olumsuz yönde etkileyebilir. Mide bulantısı, baÅŸ dönmesi ve karın aÄŸrısı gibi psikosomatik belirtiler gösterebilir. Uyku problemleri ve kabuslar görülebilir. 

Ergenlik Döneminde (12-17 yaÅŸ) ise; ergenlik döneminin getirdiÄŸi fizyolojik ve psikolojik deÄŸiÅŸimlerle baÅŸa çıkmaya çalışan ergen afet sonrasında uyku bozuklukları, kabus görme, öfke problemleri, madde ve alkol kullanımına yönelme, kendine zarar verici davranışlar ve intihar eÄŸilimi, sorumluluklarını yerine getirmek istememe ve özgüven eksiliÄŸi, depresif belirtiler, uyum ve davranış bozuklukları görülebilir. 

Çocuk ya da ergenler travmatik stres belirtileri göstermeleri için sadece travmatik olaya doÄŸrudan maruz kalmaları gerekmeyebilir, travmatik olaya maruz kalmadan iÅŸitsel, yazılı, görsel sosyal medya aracılığıyla, olaylarla ilgili hikayeleri dinleyerek ya da ebeveyn tutumlarını gözlemleyerekte travmatik stres belirtileri gösterebilirler. 

Çocukların Yangından Etkilenmemesi İçin Neler Yapılabilir

•Öncelikle ebeveynlerin kendi ruh sağlığını olumlu yönde etkileyecek tutum ve davranışlarda bulunmaları hatta gerekli görüldüğünde bir uzmandan destek almaları oldukça önemlidir. Daha öncede söylediğim gibi anne kendisini nasıl hissediyorsa çocukta öyle hisseder. Ebeveyn ve çocuk arasında kurulan güvenli bağın çocuğun ruh sağlığında iyileştirici bir gücü vardır. Dolayısıyla bu dönemde özellikle ebeveynin tutarlı, şefkatli, ilgili ve kapsayıcı tutumu çocuğun ruh sağlığını olumlu yönde etkiler. Ebeveyn çocuğunu gözlemleyen, izleyen bir rol takınarak çocuğun ihtiyacını belirlemeli ve desteklemelidir.

•Bu süreçte çocuklara doÄŸa olaylarını anlatırken son derece dikkat gösterilmeli ve uygun sözcükler seçilmelidir. ÇocuÄŸun yaşına, mizacına uygun kelimeler kullanarak iletiÅŸim kurulmalıdır. Ebeveyn iletiÅŸim kurarken bir ÅŸey yok, sorun yok gibi çocuÄŸu kandıracak yalan cümleler kullanmaktan kaçınmalıdır. Siz sözel yolla söylemeseniz bile çocuk ya da ergen ebeveynin tutumlarından, vücut dilinden kaygıyı anlar ve hisseder. Ayrıca bu durumun tam aksi olan abartılı anlatımlardan da kaçınılmalıdır. Bu tarz iletiÅŸimler çocukta var olan kaygı duygusunun daha çok artmasına neden olur. ÇocuÄŸa hazır olmadığı bilgileri aktarmaktan kaçınılmalıdır. 

•Ebeveyn çocuÄŸa kendi duygularını ifade etmelidir. Ayrıca çocuÄŸun duygularını ifade etmesini desteklemelidir. Bu durumu kendi duygularından örneklendirerek teÅŸvik etmelidir. ÖrneÄŸin, Bazen çok korkabiliyorum, bazen daha mutlu olabiliyorum. Bir arada farklı duygular yaÅŸabiliriz. Ayrıca ebeveynler duygu ifadesini resim ve oyun yoluyla da teÅŸvik edebilirler. Unutulmamalıdır ki oyun çocuÄŸun dilidir. 

•Çocuklarla yaşanılan olayla ilgili ne hissettikleri ve ne düşündükleri hakkında konuşulabilinir. Acil durumlar karşısında neler yapılabileceği üzerinden çocuklarla konuşulması çocuğun kendisini güvende hissetmesini sağlar.Ebeveynler kendileri ardında konuşurken bile, çocuğun ruhsal yapılanmasına uygun olmayan anlatımlarda bulunulmamlı, görsel detaylar paylaşılmamlı ve sosyal medyaya çocuğun maruz kalmamasına dikkat edilmelidir.

•Tüm bu süreçte çocuğun günlük rutinlerine sadık kalınmalıdır. Rutinler sayesinde çocuk hayatının normal bir şekilde devam ettiğini düzeninin bozulmadığını fark eder, kendini güvende hisseder ve rahatlar. Dolayısıyla hem ailenin hemde çocuğun olabildiğince aynı düzende yemek yemesi, uyuması vb. düzenleri devam ettirmesi çocuğun ruh sağlığı açsından koruyucu bir rol oynadığı söylenebilir. Son olarak, eğer çocuğunuz yoğun bir duygu durum içerisindeyse, bu duygu durumuyla baş etmekte güçlük yaşıyorsa, bunun sonucunda işlevselliği olumsuz yönde etkileniyorsa, odaklanma, dikkat, yeme ve uyku problemleri varsa, regresif davranışlar devam ediyorsa bir Psikoloji uzmanından destek alınması çocuk ve ergenin ruh sağlığı açısından daha sağlıklı olacaktır.



Giriş: 07 Ağustos 2021 | Güncelleme: 07 Ağustos 2021 | Okunma: 560


Kaynak: Ela Yavuz Yaman



QR Kod

Bu karekodu kullanarak haberi telefonunuzda görebilir ve paylaşabilirsiniz.