"Halil Güvendi'nin Kaleminden Şadı İlkokulu"
Hepimizin Ömür boyu hatırladığı ve yıllar geçse de unutamadığımız anılarımız vardır.
Bunların En anlamlı olanları anne baba ile ilgili olan çocukluk anılarıdır. Onlar ömür boyu tazeliğini korurlar ve unutulmazlar. Bizlerin anıların unutulmaması için bir şey yapmamız gerekmez Onlar her yere bizim yüreğimizde gider ve bizi asla yalnız bırakmazlar.
Burada bugünkü çocukların ne kadar şanslı olduklarından bahsetmeyeceğim. Kendi çocukluğumuzun ve ilkokul yıllarımızın kısa bir özetini okuyacaksınız.
Umudu tanımadan ve Hayali bilmeden büyüdükdaki ilkokula başlayana dek. İlkokulla birlikte hayallerimizde yeşererek gelişti ve hepimizin umuda yolculuk hayalleri ile başlayan bir hayat hikayesi oluştu. Hepimizin ilkokul yılları ile ilgili Öğretmen öğrenci ilişkileri olarak olumlu ve olumsuz anılarımız artarak çoğaldı ve ortaokul lise derken bunlara unutamadığımız askerlik anılarımızda eklendi. Ne zaman büyüdüğümüzü bilmeden Kendimizi gurbette buluverdik.
Çoğumuz ilkokula nasıl başladığımızı hatırlamıyoruz bile. Mesela benin ilkokulla ilk tanışmam abim Seyit Güvendi'nin 5.Sınıfta okuduğu yıllarda oldu ve sadece bir günle sınırlı kalabildi. Çünkü akabinde yorgunluktan hastalanmıştım. Rahmetli Halil dayım bir hafta süreyle her sabah bize gelir bana Novalgin iğnesi yapardı.
Tarım ve hayvancılığa dayalı köy hayatında ailelerimiz bizi ilkokula yazdırmaz, kışın köy mekteplerinde kurana gönderirdi. Yine de fırsat buldukça kayıtsız giderdik. Okulumuzun 4 köyden talebesi vardı kalabalıktı ve 2 derslikti. Sıralarda 3 er kişi oturuyorduk. Kayıtsız öğrencileri öğretmenler oturacak yer yok müfettiş gelecek diye kabul etmiyorlardı. Oysa biz Okula başlamadan önce abi ve ablalarımızı siyah önlük beyaz yakalıkla görünce heveslenir okula gitmek isterdik.
Coğrafi yapı itibarı ile dağınık mahalle yerleşkelerinde oluşan Köyümüze ilkokul ilk defa 1948 yılında gelmiş, Nereye yapılacağı konusunda itilaf olunca Günyüzü ( Törnük ) köyüne yapılarak eğitim öğretime başlamış, daha sonra 1960 yılında tekrar köye okul izni gelince ortak mutabakatla Çatalağaç köy altına tıkılbükü'ne, Çatalağaç ( Şadı ) Kanyaş ( Güvenlik ), Doymuş ve Üçtaş köyler ininde istifade edeceği orta noktaya yapılarak 4 köyün okul sorunu çözülerek eğitim öğretim vermeye başlamış.
Mesela ben 1969–1970 eğitim ögretim yılında ilkokula başladım. Birleştirilmiş sınıflarda sabahtan akşama okuyorduk. Okulumuz Doğankent-Kürtün stabilize kara yolu üzerindeydi. Okulun geniş bir alanı yoktu.1 Lojman 2 derslik ve 1 idari oda olarak tasarlanmış, yakında ev olmayınca idari odada lojman olarak kullanılıyordu. Okulun yaklaşık 1 km doğusunda şadı altında Bakkal, fırın ve kahve, batısında ceviz ağaçları ile 1km mesafede Güvenlik ( Kanyaş) köyü altında doymuş köylülerinin Bakkal, fırın ve kahveleri vardı. Köyden koştura koştura yollara naralar atarak okula gider, akşam koştura koştura eve varır meradan inek ve koyunları toplayıp eve getirirdik.
Okulun kapısının üzerinde Çatalağaç İlkokulu 1960 Yazılı bir tabela, Girişinde üç basamaklı merdiven, girişin solunda bayrak direği ve Atatürk büstü vardı. Girişin tam karşıda Atatürk'ün gençliğe hitabesi, yanında İstiklal marşı asılıydı. Sınıfla idari oda arasında üzerinde yangın yazan içi kum ve su dolu kovalar ardında da kürek ve kazmalar vardı. Girişin solunda 4 açılır kapanır ahşap penceresi olan sınıfı ve koş ali koş fişlerinin asılı olduğu köşesi vardı. Elektrik yoktu ve gün ışığından tam istifade ediyorduk, tam girişin karşısında 3 açılır kapanır penceresi, harita ve tarih köşesi olan gün ışığından kısmen istifade eden sınıfı vardı. Yan tarafından şadı fırışlık deresi çağlayanı, çağlayanın önünde değirmen, okulun karşısında fırışlık deresi ile harşıt deresinin birleştiği yerde kız ve erkek talebeler için tuvalet yapılmıştı. Sürekli araba geçmese de yolun karşı tarafı olması nedeniyle tehlikeliydi. Okulun önünde üzerinden yola atlana bilecek yükseklikte bizden önceki abilerimiz tarafında yapılmış taşduvar vardı. Teneffüslerde öğretmenlerimiz sürekli araba geçmese de araba yoluna çıkmamamız için düdüklerle bizi uyarıyordu. Küçük bir bahçe ve içinde ağaçtan voleybol direkleri vardı. Öğretmenlerimiz bize göre çok iyi voleybol oynuyor ve yine çok iyi mandolin çalıyorlardı. Kora halinde evreşe yollarını söylüyorduk ve çok hoşumuza gidiyordu. Evreşe yollarının bir şarkıdan ibaret olmadığını yıllar sonra öğrenecektik.
Öğle yemeklerimiz evden getirdiğimiz mısır ekmekleriydi. Taşları sofra yapar üzerine oturur yerdik.


Teneffüs aralarında oyunlar oynardık. Erkek talebeler, kale, tuz, mile, kız talebeler kale, ip atlama ve mendil kapmaca oynardı. Kışın sınıflara büyük teneke sobalar kurulur, yakacak ihtiyacı biz öğrencilerin getirdiği odunlarla karşılanırdı.
Ben İlkokula başladıktan sonra doymuş, Çatalağaç Derinlere ilkokulları açıldı. Çatalağaç ilkokulu olarak öğretmenlerimiz bizi okul açılışlarına götürürlerdi ve sesim güzel değildi ama bana hep,
Kara tren gelmez m'ola
Düdüğünü çalmaz m'ola
Gurbet ele yar yolladım
Mektubunu salmaz m'ola
xxxxxxxxxxx
Aldım çantamı elime
Çıktım gurbetin yoluna
Böyle bilseydim sevmezdim
Düştüm alemin diline türküsünü söyletiyorlardı.
Bizim dönemimizde Çarşamba ve cumartesi günleri öğlene kadar okul olur, okullar tatil olunca mezun olacaklar öğrenciler 15 gün bitirme eğitimlerine gelir bitirme sınavlarına girerdi.1973-1974 eğitim öğretim döneminde ilkokuldan mezun oldum. Bizden sonra çokşey değişti. Çatalağaç köyüne camiyanı, Günyüzü köyüne üçtaş, Güvenlik köyüne yalanuçça ilkokulları açıldı. Mezunu olduğum okulu 1990 yılında yaşanan sel felaketi aldı götürdü.

Okul ismi ile birlikte Doymuş köyü Göcebel mahallesine taşındı ve bir süre orada eğitime devam etti. Şimdi Çatalağaç Köyü Derindere, Camiyanı ilkokulları ile Doymuş Köyü ve Güvenlik köyü okulları kalmadı. Öğrencisiz yıllara mağlup olup kapandılar. Şimdi virane halkum yerlerinde kertenkeleler dolaşıyor.
Giriş: 02 Ekim 2026 | Güncelleme: 02 Ekim 2026 | Okunma: 79
Kaynak: Harsitvadisi.com
Bu karekodu kullanarak haberi telefonunuzda görebilir ve paylaşabilirsiniz.