"Birinci Dünya Savaşı Sırasında Kafkas Cephesinde Alucra'nın Rolü"

562

Osmanlı Devleti bir şekilde Almalarla ittifak halinde Birinci Dünya Savaşına girmek durumunda kalmıştır.

İltihak devletlerini oluşturan Britanya, Fransa ve Rusya'dan oluşan –ki Amerika'da örtülü olarak bu devletleri desteklemiştir- karşısında yer alan ittifak devletlerini ise Almanya, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı oluşturmaktaydı. 

Aslında Osmanlı'nın bu savaşa iştiraki Almanların İngilizlerden kaçarak Osmanlı'ya sığınan Goeben ve Breslau savaş gemilerinin Osmanlı'ya sığınması ve Osmanlı'nın da bu gemileri satın aldık diyerek Alman personeline Osmanlı askeri kıyafeti giydirerek Türk Bayrağı asmasını müteakip, bu gemilerin Osmanlı Harbiye Nazırlığının (Genel Kurmayının) Alman komutanın öncülüğünde Karadeniz'e açılması ve akabinde kendi inisiyatifiyle Rus sahillerini bombalaması neticesi Rusya'nın, Osmanlıya bilahare de Osmanlı'nın Rusya'ya savaş ilanı ile gerçekleşmiştir. 

Bu gelişme üzerine malum olduğu üzere Çanakkale Cephesinde önce deniz, sonra kara savaşları yaşanmıştır. Osmanlı'nın savaşa iştiraki Almanları rahatlatmış, İltihak devletleri Boğazı aşarak Ruslara yardım götüremediği için de Rusya kısmen sıkıntı yaşamıştır. Söz konusu Batı Cephesi haricinde Rusya doğudan da Osmanlı'ya cephe açmıştır. Kafkas Cephesi olarak bilinen bu savaşta Ruslar özellikle Sarıkamış yenilgimizden sonra birçok ilimizi ele geçirerek peş peşe galibiyetler almıştır. 

Bu gelişme üzerine ordumuz geri çekilerek Tirebolu'dan Refahiye'ye kadar uzanan hat boyunca 1916 yılı ortalarında yeniden cephe ve savunma hattı oluşturmuştur. Alucra yeni kurulan bu savunma hattının üssü konumunda olmuş ve Miralay Fevzi Çakmak Paşa komutasındaki Kafkas Kolordumuz Zıhar (Fevzi Çakmak) köyü karargâh merkezi olmak üzere Gelvaris (Hacıhasan), Çakmanus (Yeşilyurt), Karabörk, (U)zun (Boyluca), Eşgüne (Demirözü) köyü sırtları olmak üzere konuşlanmıştır. Ayrıca buralarda mevziler oluşturulmuş, dispanserler ve koğuşlar inşa edilmiş, Alucra'nın Kamışlı köyünde bir binada askeri hastane teşkil edilmiştir. 

Çanakkale'de yaşanan kara savaşları neticesi düşman kuvvetlerinin bu hattı geçemeyeceklerini anlayarak geri çekilmelerinden sonra bu savaşta yakın muharebeye alışmış birliklerimizin doğuya kaydırılması neticesi savaşın seyri değişmiş ve Ruslar Tirebolu-Refahiye hattını geçememiştir. Bu süreçte Harşit vadisinde ve Torul-Şiran hattında çok çetin savaşlar yaşanmış ve Ruslara buralarda ağır zayiat verdirilmiştir. Rusların savaş buyunca yaşadıkları 500 binden fazla kayıpları askerleri arasında yer yer isyanların ve komutanlarına karşı itaatsizliklerin yaşanmasına neden olmuştur. Hiç şüphesiz bu durumun Rusya nezdinde de yansımaları olduğundan Bolşevik İhtilaline giden süreci de tetiklemiştir. Neticede Rusya tarafı barış istemek zorunda kalmış ve geri çekilmiştir. Bu geri çekilmede 1877-1878 (93 Harbi'nde) ele geçirmiş oldukları Kars ve Ardahan çevresinden de çekilmişlerdir. Bu sırada Batum da Türk ordusu tarafından ele geçirilmiş ise de bilahare anlaşmayla geri verilmiştir. 

Kafkas Kolordumuzun Alucra'da kaldığı süre içinde ordumuza erzak nakli başlı başına bir hikâyedir. Sivas'tan ve sahilden Şebinkarahisar'a oradan da Alucra'ya insanlar sırtlarında erzak taşımışlardır. Yine bu süreçte cepheye yakın olması nedeniyle Alucra'dan Tokat ve Amasya taraflarına çok sayıda göz yaşanmıştır. 

Alucra'nın yaylalarının birçok yerinde o günlerden kalma şehitlik bulunmaktadır. Bu şehitliklerden biri de Alucra merkezine yakın Kamışlı köyünde Askeri Hastahane olarak kullanılmış yapının alt tarafındadır. Ancak söz konusu şehitliklerin tamamı ilgi ve alakaya muhtaçtır. Karabörk köyünün yaylasının son noktasında Cankurtaran mevkiinin altında bulunan askeri koğuş kalıntıları koruma altına alınması gereken yerlerdendir. Burga Baba, Abdal Musa ve Kengil Dağı hattında bulunan siper kalıntıları ile şehitlikler o günleri anımsamamıza vesile olmaktadır. 

Ordumuz Alucra civarında kaldığı süre içinde (U)zun (Boyluca) köyünde Zafer ve Cihat isimli iki mektep inşa etmiştir. Bunların fotoğrafları Osmanlı Arşivinden temin edilmiştir. Keza Hacıhasan köyünün Yoğurdukara Mahallesinde de askeri koğuşlar ile bir karargâh yapısı olduğu da 1937'de yapılan Köy Tetkikleri esnasında rapor edilmiştir. Ancak bu yapılar da günümüze intikal edememiştir. 

Alucra şehir merkezinde bulunan birçok konak da askeri ihtiyaçlar için kullanılmıştır. Alucra'da silah tamir atölyesi önünde çekilmiş bir fotoğraf da o günlerin anısı olarak durmaktadır. Bunun yanında bir Rus uçağının yanlışlıkla Alucra'ya inmiş olması ve pilotu ile rasıtının (gözetleyicisinin) tutuklanması ile uçağın Vecihi Hürkuş tarafından Suşehri'nde bulunan askeri havaalanına götürülmesi de hatırlanması gereken detaylardandır. Bu sürece ilişkin birçok detay bulunsa da kısaca ana hatlarıyla konu bu şekilde özetlenmeye çalışılmıştır.



Giriş: 10 Temmuz 2022 | Güncelleme: 10 Temmuz 2022 | Okunma: 562


Kaynak: Sadi Toygar



QR Kod

Bu karekodu kullanarak haberi telefonunuzda görebilir ve paylaşabilirsiniz.