
Birinci Dünya Savaşında Harşıt Vadisi
Karadeniz bölgesi, yazılmamış bir destan gibidir. Her yöresinden, tarih sayfalarına geçmiş bilgilere, adeta tanıklık eder gibi atalarından ve yaşadıklarından kesitler anlatan insanlarımız bugün hala mevcuttur. Çok uzak tarihlere gitmeden de yakın tarihimizde adsız kahramanlara rastlamak mümkündür. Hepimizin malumu olduğu üzere Osmanlı Devleti nin bir oldu bitti ile Birinci Dünya Savaşına girmesi sonucu, bölgemizde dahil olmak üzere Doğu Anadolu nun büyük bir kısmı işgal edilmiş, Ermeni çeteleri Anadolu insanına akla hayale gelmedik eza ve cefalar etmiştir.
Bu savaşta Ruslar, Harşıt Vadisi nin doğu yakasına kadar gelmişler ve baharın azgın suları ile birlikte, köprülerin de düşmanın kullanmaması için askerlerimiz tarafından tahrip edilmesi neticesinde, batı yakasına geçememişlerdir. Askerlerimizle birlikte, halk ve Osman Ağa ya bağlı gönüllüler Harşıt Vadisi nin batı yakasına mevzilenmişlerdir. Bunu fark eden Rus yetkililerinden bir grup, Görele de bir toplantı yaparak amaçlarına ulaştıkları yönünde bir konuşma yaparak, Harşıt Çayını Türklerle aramızda sınır olarak belirledik şeklinde beyanatta bulunmuşlardır. Bu sebeple Harşıt Çayı, Birinci Dünya Savaşı nda Ruslarla aramızda sınır teşkil etmiş, Harşıt Vadisi nin doğu yakası Rusların, batı yakası ise Türk askerlerinin mevzilenme alanı olmuştur.
Ruslar doğu yakasından gelirken stratejik öneme sahip olan Şadı (Çatalağaç) başındaki Keldaş ı kullanmışlardır. Burayı işgal etmek o kadarda kolay olmamıştır. Gürgenli yayla geçidinde Türk askerleri uzun süre direniş göstermiş ve bu boğaz bozulunca Keldaş işgal olmuştur. Düşmanın bir bölümü buradan Torul tarafına yönelerek Şıhlı dan geçip Kürtün ve Uluköy ü işgal etmiştir. Keldaş ta bulunan Halibe geçidinde de, on gün Rus askerlerine karşı kahramanca savaşan askerlerimiz birçok şehit vererek geri çekilmez zorunda kalmışlardır. Akabinde düşman Şadı ya (Çatalağaç) inerek Derindere de Çayır mevkiine, Ortaköy de Göl yanı mevkiine karargah kurmuşlar, ardından kuzey yakasıyla irtibat kurmaları için Göl yandan Kanyaş başına yol yaparak Suludüz e ve Sekü başına da birlikler kurarak, Kuzan, Çatak ve sahile kadar tüm köylerle Sığırlık tan Görele ye kadar olan bölgeyi işgal etmişlerdir. Bu arada Çatak tan sahile kadar olan köylerde yaşayan insanlarımız, asker çağında olanlar hariç bulundukları yerleri terk etmemişlerdir.
Çatalağaç köyü sakinlerinden rahmetli Mevlüt GÜVENDİ nin (1948-2009) anlattıklarına göre;
Ruslar, Şadı yı İşgal edince konaklama yeri olarak önce Ayvazgil yanı (şimdiki Ahmet gil yanı) ve depo olarak da Mürtezegil yanı (şimdiki Hasangil yanı) kullanmışlar. Bizim kapıdaki fırında ve Göl yanı nın kuzeyinde bulunan Göl deresinde ekmek dökerlermiş. Asıl karargahları Göl yanda imiş, Ali babam öyle söylerdi. Yine babamın bir anısını sizlerle paylaşayım. Ruslar köyü işgal ettiğinde yayladan köye geldik. Mahalleye gelince bizi Hasangil yanına gönderdiler. Orada yığınlar dolusu arpa gördüm. Burasını Ruslar yiyecek deposu yapmış olmalılar. O gece orada merekte yattık. Yarın bizi Göl yanna karargaha götürdüler. Bize nereye gideceksiniz dediler, bizde Güneyce köy civarlarına dedik. Orada ne yapacaksınız dediklerinde, Nazara ve Kipriyanos un yanında çalışacağız dedik. Bunun üzerine bize iki asker kattılar. Askerler üşümememiz için pardösülerini bize verdi. Sulu düzden Çatak başına kadar silah atarak bizi götürdüler. Orada pardösüleri geri alarak bize dönüp, eğer Nazara ve Kipriyanos un adını vermeseydiniz sizi vuracaktık, güle güle gidin diyerek bizi bırakıp geri döndüler. Babam, yöremizde azımsanmayacak kadar isimsiz şehitlerimiz bulunmaktadır şeklindesohbet ederek Birinci Dünya Savaşı öncesinde, köyümüzden Sarıkamış ve Allahuekber dağlarına giden Höbeloğlu Ahmet ve Güdenoğlu Abdullah ın torunlarından ismini hatırlayamadığım askerimizle, Harşıt, Törnük ve Ulu köy den de bu savaşlara katılıp geri dönmeyen birçok vatan evlatlarımız mevcuttur derdi.
Şadı köyünden Abdullo Mehmet PİRDAL ın (1882-1968) ağzından;
Birinci Dünya Savaşı nda bölgemizde en çok etkilenen yerlerden biri Şadı köyü (Çatalağaç) olmuştur. Bu savaşta köy, büyük oranda boşaltılmıştır. Çünkü Şadılılar, Türk askerinin yanında yer almışlardır. Bu nedenle Depealan da bulunan Komuta Merkez Karakolu, Şadıya ait olan Depealan Eski Oba ya kurulmuştur. Askerlerimizin burada bir adet topu bulunup, top gece ayıt başına (Çamur alanı mevki) indirilerek atış yapılır tekrar Depealan a geri getirilerek belli zaman sonra Depealan ocak yandaki istikam dan atış yapılarak düşmanın dikkati çekilmeye çalışılırdı. Yine Depealanla birlikte Kayabaşı nda ve Gelevera üzerinde bulunan Böğürtlen Bükü nde de askeri birliklerimiz mevcut olup, bir kısım iaşe ihtiyaçları bu birlikten sağlanırdı. Askerlerimizin silah ve mühimmat ihtiyaçlarıda Ağaçbaşı Yaşmaklı Alay Komutanlığı Piyade Zabiti Asım Gündüz tarafından bizzat sevk ve idare ediliyordu. Ağaçbaşı Camii ilk defa bu dönemde inşa edilip depo olarak kullanıldı ve aynı döneme rastlayan tarihte ki kış mevsimi Ağaçbaşı yaylasında geçirildi.
Şadı köyü nden rahmetli ekiz kızı Emine GÜVENDİ (1910-1988)
Kabaktepe altındaki ormanlık alana, köyümüzün gıran yatak mevkii ağırlıklı olmak üzere insanlarımız, muhbirler ve Ermeni çetelerce toplanarak, tek sıra halinde götürüldük. Çevre köylerle birlikte Uluköy den de epey insan vardı. Uluköy de askerlerimize destek veren Hakkı ağa bulunmakta olup bu zat aynı zamanda Ruslar tarafından aranıyormuş. Bu esnada Rus askerleriyle aramızdaki tercümanlığı Ermeni çeteleri yapıyordu. Toplandığımız alanda bize Hakkı ağayı sordular. Bizde yerini bilmediğimizi söyleyince Ruslar tarafından kurşuna dizildik. Orası mahşer alanına döndü, bizde kargaşadan yararlanarak ormana, Elciğez (Yeşilköy) tarafında kaçtık. Diğer insanlarımızda Gümüşhane, Güvende ve Kavraz bölgesine doğru kaçtılar.Bunları takip eden Rus askerleri bazı insanlarımızı arkadan yetişerek öldürdü. Ancak Şadı köyü nden Guşgöz (Kadem) ve Gandazo Gümüşhane tarafına doğru yönelip, bir siperde saklanarak hayatlarını kurtarmayı başardılar. Yine o dönemde Elciğez den yukarı yaylaya giden insanların, açlıktan öldüğünü ve sabah kırağısında yerlerin cesetlerle dolu olduğuna tanıklık ettik.
Çatalağaç köyü nden merhum Kalayço Halil PİR (1936-2009)
Ruslar Kabaktepe yi işgal ederek karargah kurarlar. Türk askerininde Güvende de karakolu bulunmaktadır. Gelevera üzerinde bulunan Böğürtlen bükündeki birliğimizden, Mehmet Yüzbaşı askerlerini yanına alarak Güvende karakoluna takviye gelir. Amaç Kabaktepe yi izlemektir. Takip sonucu Rusların karargah çevresini dikenli tellerle çevirmiş olduklarını görürler. Ruslar bu dikenli telleri diğer karargahlarıyla haberleşme aracı olarak da kullanıyorlarmış. Uzun bir takibin ardından Mehmet Yüzbaşı, askerleriyle birlikte, sabaha karşı sisli (dumanlı) bir havada teli aşıp Kabaktepe yi basarak karargaha girer. Burada karşı koyan düşmanı öldürür, karşılık vermeyenleri de teslim alır. Ancak teslim alınan askerler arasında Türkçe konuşan bir Ermeni muhbir, karargahı dolaşmak maksadıyla, askerlerimizi oyalayıp tuzağa düşürerek şehit olmalarına sebep olur. Trabzon yöresinden sorumlu Hacı Hamdi Paşa yönetimindeki Ordu, Giresun ve Trabzon hattını tutan birliğimiz içerisinden gönüllü olarak Kabaktepe deki Rus birliğine baskın düzenlemiştir. Kürtün ilçesinde bulunan Kabaktepe Şehitliği nde Milli Savunma Bakanlığı Arşivler Müdürlüğü nün Birinci Dünya Savaşı Zayiat Defteri nde yer alan şehitlerimizin kimlikleri şöyledir;
Kabaktepe Şehitleri
1) 11. Kolordu 102. Alay 2. Bölük Komutan vekili Mehmet Yüzbaşı. Kastamonu Tosya 1880 doğumlu.
2) 88.Tabur 2.Bölük Piyade Er Hüseyin Muhacirkorucuoğulları, 1891 İznik doğumlu.
3) Piyade Er Esat Uzunömeroğulları,1890 Tokat Reşadiye İlçesi, Çakırlı köyü doğumlu.
4) 102. Kafkas Taburu 2. Bölük Takım Zabiti Osman Nuri Piyade teğmen, 1886 İçel Silifke doğumlu.
5) 11. Kafkas Hücum Bölüğü Takım Zabiti Piyade Teğmen Ziya, Artvin Yusufeli 1886 doğumlu.
Diğer iki şehidin kimlikleri tespit edilememiştir.
Sonuç olarak savaşın faturası bölgemize çok ağır olmuştur. Harşıt vadisinde daha eski tarihlerde de göçler olduysa da en büyük göç hareketleri bu savaşta yaşanmıştır. Bu savaşla birlikte birçok insanımız yerlerinden, yurtlarından, mallarından ve canlarından olmuşlar, bazı insanımızda Harşıt çayı ndan yüzerek ya da dar alanlardan karşıya halat atarak geçmeye çalışırken azgın sulara kapılarak kaybolmuşlardır. Birçok varlığı bilinen ailelerin de bu savaşla birlikte nesli tükenip yok olmuştur. Yine bazı insanlarımızda Ermeni çeteleri tarafından kurşuna diziltilmişlerdir. O tarihlerde ayakta kalıp, başka illere göç eden insanlarımızdan bazıları, yıllar sonra birbirlerini bulmuş olup bugün hala görüşmektedirler.
01.01.2010
Doğankent













