DOĞANKENT21,0 °C

ÜÇ AYLAR VE RAGAİB KANDİLİ

Recep ŞAHAN / Köşe Yazarı
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt
Mübarek üç ayların gölgesi üzerimize düştü. Nasip olursa 13 Haziranda üç aylara gireceğiz, 17 Haziran Perşembe akşamı da mübarek Regaib Kandilini idrak edeceğiz.
Üç aylar denince hicri kameri aylardan Recep, Şaban ve Ramazan ayları anlaşılır. Bu üç ay bir çok bakımdan feyizli ve bereketli aylardır. Ayrı bir maneviyat iklimi yaşanır bu aylarda. Her şeyden evvel mübarek gecelerin dördü bu üç aylar içindedir.Receb ayının ilk Cuma gecesi (bu sene 17 Haziran da idrak edeceğiz) Regaib Kandili, yine Receb ayının 27. gecesi (bu sene 8 Temmuz da idrak edeceğiz) Mirac Kandili, Şaban ayının 15. gecesi (bu sene 26 Temmuz da idrak edeceğiz) Berat Kandili, Kuran ın doğduğu gece olan ve bir ömre bedel Kadir Gecesi Ramazan ayının 27. gecesidir.İslamın beş esasından birisi olan Ramazan orucu da yine bu kutlu zaman dilimi içindedir.
İşte böylesine maneviyat dolu bir iklime doğru yaklaşıyoruz. Üç aylar günahlardan arınma ve ibadetlere yoğunlaşma ayıdır. Hazırlıklarımızı şimdiden yapıyor olmalıyız. Peygamberimiz (a.s.) Recep, Allahın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan ümmetimin ayıdır buyurmuş ve şu duayı yapmıştır. Allahım Receb ve Şabanı bize mübarek kıl  ve bizi Ramazana ulaştır. Hz. Aişe şöyle der:O(sav)nun Şaban ayındaki kadar çok oruçlu olduğu bir ay görmedim.
Ve Regaib gecesi…Recebin ilk Cuma gecesi Regaib gecesidir. Allahın kullarına bol- bol bağışta bulunduğu, az ibadetlerine karşılık çok ecir verdiği bir rağbet gecesidir. Regaip kelime olarak rağbet olunan şey ve büyük ikram manalarına gelir.Efendimiz(sav) bu gecenin faziletini şöyle açıklamıştır:
Beş gece vardır ki, onlarda yapılan dualar geri çevrilmez . Bunlar:
- Recebin ilk cuma gecesi,
- Şabanın on beşinci gecesi,
- Cuma geceleri,
- Ramazan bayramı gecesi,
- Kurban bayramı gecesi. 
Üç ayların girmesiyle bam-başka bir manevi atmosfere gireceğiz. Manevi dünyamızda kıpırtılar artacak ve Ramazan ile zirveye ulaşacak. Bu kutlu zamanları akıllıca değerlendirmek, boşa geçirmemek her müminden beklenen bir davranıştır. Daha somut ifade edecek olursak mesela neler yapılabilir?
Her şeyden evvel kulluk formatımızı gözden geçireceğiz. Günahlarımıza içten tevbe ederek ağlamalıyız. Ve bir daha o günahlara dönmemeye Yüce Yaratıcımıza söz vermeliyiz. Sonra bize emredilen farzları yerine getirme noktasında titiz olmalıyız. Üzerimize farz olan ibadetleri ötelememeliyiz. Yarın yaparım,sonra kılarım vs. düşünceler sadece şeytanı sevindirir.Bu gibi kutsal gün ve geceler bizim için promosyonlu zamanlardır aslında.Yüce Rabbimiz bu zamanlarda diğer zamanlardan daha fazla ikramda ve bağışlamada bulunur.
Ancak günahlara sadece o gün ve gecelerde ara verip ertesi gün kaldığı yerden devam etmek, dinin direği olan namazı sadece o gecelerde kılıp ertesi gün terk etmek müslümanca bir davranış değildir. Çünkü böyle bir kulluk formatı yoktur dinimizde. Bu kulluk formatı sadece Pazar günleri mabedin kapısını açan Hıristiyanların yaptığına benziyor demektir. O zaman Efendimizin bu konudaki öğretisine kulak verelim. O(sav), Allah a en sevimli gelen amel hangisidir sorusuna Az da olsa devamlı olanıdır cevabını vermiştir.
İçtimai hayatımıza da bir kez daha göz atılmalı. Komşumuzla, arkadaşlarımızla, mahalle ve sokağımızla aramız nasıl, Çevremdeki insanlar benim elimden ve dilimden emin mi, diye sormalısın kendi kendine.
Bu vesileyle gerek Yüce Yaratıcımız gerekse çevremizdeki diğer varlıklarla olan münasebetlerimizi bir kez daha gözden geçirip eksiklerimizi tamamlayarak mükemmel bir kul olma yoluna girmeliyiz. Yazımızı bitirirken duamızı tekrar edelim. Allahım Receb ve Şabanı bize mübarek kıl  ve bizi Ramazana ulaştır.

Okunma: 872
YAZARLAR
YÖREMİZ HABER