
Peygamber Efendimiz Ziyaretetinize Gelse
Son Peygamber Hz. Muhammed(sav)in ümmetiyiz. En azından öyle iddia ediyoruz. Bir gün Resulullah(sav) ansızın ziyaretine gelse ne yaparsın? Bu yazıyı okuyup
Bu kutlu misafir evine misafir olsa neler hissedersin Onu kapıda mı karşılarsın, yoksa onu içeri almadan önce, aceleyle, bazı müstehcen dergileri, gazeteleri çarçabuk saklayıp yerine duvardan hiç inmeyen ya da ramazan ve bayramlarda inen Kuranı mı koyarsın Belki de TV de uygun olmayan kanal açıktır onu kapatacaksın. Gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra onu evine alacaksın ve evinin en güzel köşesinde ağırlayacak, en güzel yatağı hazırlayacak ve en güzel yemekleri ikram edeceksin değil mi Ama unutma ki O, senin ne yatağına, ne koltuklarına ne perdene-pürdene ne de ikram edeceğin leziz yemeklerine bakacaktır. O evinde İslami bir hava var mı ona bakacak. Evinde namaz kılınıyor mu oğlun, kızın, gelinin, torunun namaz kılıyor mu ona bakacaktır. Evinde Kuran okunup, Kuranın ahkamı yaşanıyor mu ona bakacaktır.
Ve bu Kutlu Misafir sana kendi getirdiği dinin kaçta kaçını yaşadığını sorsa ne yaparsın Cevabın hazır mı Namaz kılıyor musun diye sorsa cevabın ne olur Ya da bu kutlu misafirin sizde kalmasına kaç gün tahammül edersin? Öyle ya
İşte bütün bunları göz önünde bulundurarak iki şey düşünebilirsin. Ya iyi ki bu kutlu misafir evimize şeref verdi. Bu sayede istikametimiz düzeldi. Koordinatlarımızı düzelttik diyeceksin, ya da iyice sıkıldım artık ne zaman gidecek bu misafir diyeceksin. Halbuki O her daim içimizde biliyor musun Onun sünneti ölü değildir. Onu sevdiğimizi iddia ediyoruz. Gel birlikte bir test edelim kendimizi. Mesela Onu kaç hadisini ezbere biliyoruz. Ya da Onun kaç sünnetini hayatımıza tatbik ediyoruz Ya Sıkıldın değil mi Yaa Ben Muhammed ümmetiyim demek dil ile olmuyor işte. Bunun bir bedeli var elbet.
KUTLU DOÃUM
Bugünlerde Kainatın efendisi (sav) in dünyayı şereflendirmesinin 1438. yılını idrak ediyoruz. O(sav) 20 Nisan 571de Mekke de dünyaya geldi. İşte Onun doğduğu 20 Nisan ın içinde bulunduğu hafta (14–20 Nisan)Türkiye mizde Kutlu Doğum haftası olarak çeşitli faaliyetlerle kutlanmaktadır. Bizler de bu vesileyle efendimizin Kutlu doğumunu vaazlar, hutbeler ve konferanslar yoluyla anlatmaya çalışacağız. Ancak Kuranın da ifadesiyle yüce bir ahlaka sahip (Kalem 4) olan Efendimizi sadece Kutlu doğumlarda bir takım etkinliklerle anarak görevimizi yapmış olmayız. Esasen Onu anmaktan ziyade anlamaya ihtiyacımız var. Çünkü O bizim için model insandır. Öyle diyor Kuran Andolsun, Allahın Resulünde sizin için, Allaha ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allahı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır (Ahzab 21)Öyleyse Onun nümune-i imtisal (örnek insan, model insan) olması da göz önünde bulundurularak her birimiz bir Muhammed olmalıyız. Yoksa Onun ümmeti olduğumuz kuru bir iddiadan öte geçemez.
Ashabtan birisi Hz. Aişe validemize soruyor, Onun ahlakı, yaşayışı nasıldı diye Hz. Aişe siz Kuran okumuyor musun? Onun ahlakı Kuran ahlakı idi şeklinde cevap veriyor. Evet, O, Kuranın ete kemiğe bürünmüş haliydi. Yürüyen Kuran idi. Canlı Kuran idi.
Efendimiz Kuranın tebliğcisi ve müfessiri idi aynı zamanda. Kuran çok yerde detay vermez. Detayı Efendimize bırakır. Nitekim Onlarca ayette Namaz kılınız emri vardır. Fakat namazın detayı yoktur. Yani kaç rekat kılınacak ne okunacak vs. yoktur Kuranda. Namazın uygulamasını Efendimiz sav) bizzat göstermişlerdir. Bu mevzuda beni nasıl namaz kılıyor olarak görüyorsanız öyle namaz kılınız buyurmuştur. Ashab-ı Kiram Namazı Ondan öğrenmiş Ashab da kendinden sonraki nesle (tabiin) aynen aktarmıştır. İşte Bize Kuran yeter diyerek sünnete dudak bükenlere sadece namaz misali bile cevap olarak yeter. Kuran yeterli olsaydı sünnete lüzum olmasaydı namazı ve birçok ibadetin uygulamasını nerden öğrenecektik. Kaldı ki bu anlayış çık sakattır. Çünkü Efendimizin sünnetine soğuk bakmanın bir adım ötesinde Onun bize tebliğ ettiği vahye (Kurana) de soğuk bakma vardır. Aslında bizzat Kuran uyarıyor bizi. Bakınız ne diyor, Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allaha karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allahın azabı çetindir. (Haşr 7)
Görülüyor ki Onun uygulamaları da dindir ve bağlayıcıdır. Zaten Kuranın birçok yerinde Allaha itaatin yanı sıra Resule de itaat emrediliyor. Onun konuştuğunun boş olmadığı, ilahi kontrolde olduğu vurgulanıyor.(bkz Necm3–4).Diğer taraftan Allah sevgisi ile Ona tabi olma arasında bir bağ vardır. De ki, Eğer Allahı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın...(Al-i İmran3/31) ayeti bunu göstermektedir. Ona uymak, Onu takip etmek günahlarımızın bağışlanmasının da ön şartı gözüküyor.








