DOĞANKENT21,0 °C

Yalan Ateşe Götürür

Recep ŞAHAN / Köşe Yazarı
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt

İçtimai hayatımızı içten içe kemirip bir virüs gibi toplumsal bünyemize zarar veren davranışlardan biri de yalandır. Yalan kişinin gerçeği gizlemesi, bildiğinin aksini söylemesidir. Yalan çok çirkin bir davranış ve çok büyük bir günahtır. Yalanın hem dünyevi hem uhrevi karşılığı vardır ki bu karşılık elbette menfidir. Bu sebeple Kuranda Ey iman edenler! Allahtan sakının ve doğru söz söyleyin. Böyle davranırsanız, Allah işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar. Kim Allah ve Resulüne itaat ederse, büyük bir kurtuluşa ermiş olur.  (Ahzab 33/70)       


Yüce Rabbimiz Furkan Suresinin 63. ayetinde Rahmanın has kulları olan kimseler… Diye başlayıp Has Kulların özelliklerini saymakta ve 72.ayette de Yine onlar ki: yalan ve sahte olandan yana şahitlik etmezler. Buyurmaktadır. Allaha göre bizler kuluz. İyi insan da kuldur kötü insan da. Ama mühim olan iyi kul olabilmektir. Zira Allah iyi-has kul olmamızı istiyor.


Has kul olabilmek için Allahın istediği formatta kul olmak şarttır. Yalan konuşmak ve yalancı şahitlik etmek de bu formatın dışında bir davranıştır. Yalan konuşmak ve yalancı şahitlik etmek olsa -olsa şeytanın istediği bir davranıştır. Yalanla iştigal ederek şeytana kul olunmuş olur, şeytanın arkadaşı olunmuş olur. Halbuki Kuranın ifadesiyle(Bkz.Yasin36/60) şeytan bizim apaçık düşmanımızdır.


Yalan konuşarak gerçek ancak insanlardan gizlenebilir anma Allahtan asla. Bu gerçeği şöyle haykırıyor Kuran: Şüphesiz yerde ve gökte Allaha hiçbir şey gizli kalmaz. (Al-i İmran3/5)  Sosyal hayatımıza da yön veren yüce Kitabımız Kuran ana-babanız aleyhine bile olsa doğruyu söylememizi istiyor. İşte ilgili ayet: Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). (Nisa4/135)


İnsan yalan konuşarak, yalancı şahitlikte bulunarak bu dünyada işini yüzdürebilir, dünyevi bir cezaya da çarptırılmayabilir. Haksız olduğunu bile-bile maddi bir takım karşılıkla yalan söyleyip, haklıyı haksız, haksızı haklı gösterterek adaleti yanıltabilir. Dolayısıyla zulme sebep olmuş olabilir. Ama unutulmamalıdır ki hayat bu dünyadan ibaret değildir. Mümin iki dünyalıdır. Mümin hayatın bu dünyadan ibaret olmadığına iman edendir. Mümin bilir ki bu dünya hayat serüvenimizin sadece 3. durağıdır ki bundan sonra, Kabir durağı ile Mahşer durağı olmak üzere daha 2 durak daha vardır. İşte bu son 2 duraktaki durumumuz 3. durak olan bu dünyadan gönderdiğimize göre şekillenecektir. Nitekim Kuran bu hususta şöyle der: Ey iman edenler! Allaha karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allaha karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. (Haşr59/18) Görülüyor ki bundan sonraki hayatımız şu anki hayatımızdaki davranışlarımıza göre şekillenecektir. Cehennemin odunu da buradan gidecek, cennetin sarayı, cennetin gülleri de buradan gidecektir. İşte bu tür zulme sebep olanlar Kuranda şöyle ikaz edilir. Mümin erkeklere ve Mümin kadınlara, yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler, şüphesiz bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmiştir. (Ahzab58)


Yalan insanı ataşe götüren son derece tehlikeli bir davranıştır. Bu hususu Efendimiz şöyle dile getirir: Size doğruluğu tavsiye ediyorum. Zira doğruluk iyiliğe götürür, iyilik ise cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye, doğrunun peşinden koştukça Allah katında doğrulardan yazılır. Yalandan kaçının. Zira yalan kötülüğe götürür, kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye- söyleye ve yalanın peşinde koştukça Allah katında yalancılardan yazılır (Buhari, Edeb 78/69)


Yalan Münafıklık alametidir


Yalan o kadar tehlikelidir ki Efendimiz tarafından münafıklık alameti olarak vasıflandırılmıştır.


Dört şey vardır ki bunlar kimde bulunursa o kimse halis  münafık olur. Her kimde bunlardan bir şey bulunursa –ondan vazgeçinceye kadar- kendisinde nifaktan bir haslet var demektir.


 Bunlar:


1-Konuşunca yalan söyler


2-söz verince sözünde durmaz


3-vadedince  vadinden döner


4- Bir dava ve duruşma esnasında haktan ayrılır.(Buhari, iman2).


Münafığın belirtisi üçtür:


1-Konuştuğu zaman yalan söyler,


2-Söz verdiği zaman sözünde durmaz,


3-Kendisine bir şey emanet edildiği zaman hıyanet eder (Buhari, İman 2/24)


Yine O(sav) ne pahasına olursa olsun doğruluktan şaşmamak gerektiğini şöyle beyan eder: Tehlikeyi doğru söylemekte görseniz de doğruluktan ayrılmayınız. Zira kurtuluş ancak ondadır.(Buhari, Şehadet 10 )


 Adam kayırmanın yaygın,güçlünün haklı olduğu çağımızda bu yüce prensiplere ne kadar da ihtiyacımız var.Toplumsal bunalımlara çare işte bunlar.Yalan,yalancı şahitlik,rüşvet,adam kayırma,gıybet..vs gibi toplumsal hastalıklarımızın tedavisi yine Kuranın ve Sünnetin önerdiği manevi reçetelerdir.İşte müslümanın bu manevi hastalıklardan kurtulması için yapması gereken Kuranın sunduğu reçeteleri tatbik etmektir.


Yalanla iştigal etmek büyük günahlardan sayılmaktadır. Nitekim Efendimiz(as) da bu hususta şöyle buyurur: Büyük günahların en büyüğünü size haber vereyim mi? buyurdu. Dinleyenler: Evet, bildir, ey Allah ın Resulü, demeleri üzerine, Peygamberimiz: Allaha ortak koşmak, anne ve babaya karşı gelmek, adam öldürmek buyurdu. Sonra da dayandığı yerden ayrıldı ve oturdu: İyi dinleyin, bir de yalan söz, yalan şahitliğidir, buyurdu. Bu sözü durmadan tekrar ediyordu. Orada bulunanlar: Keşke sükut buyursalar, dediler.  (Buhari, Şehadet, 10)


Dikkat edilirse büyük günahlar sıralamasında yalancı şahitlik Allah ın hiçbir surette affetmediği şirkten ve ana-babaya asi olmaktan sonra üçüncü sırada gelmektedir. Bu, bu  fiilin ne kadar  tehlikeli olduğunun işaretidir. Esasen yalancı şahitlik eden bir değil üç günahı birden işlemektedir ki üçü de kul hakkına taalluk etmektedir. Bunlar:


1-Yalan söylemek


2- Haklı kimseyi haksız duruma düşürerek zorda bırakma


3- Haksızı haklı göstererek haksıza yardım etmek.


Özetle gizliyi de açığı da bilen Allahtan hiçbir şeyi gizlemek mümkün olmadığına göre üç kuruşluk dünya menfaati için yalan konuşarak ahireti mahvetmemek gerekir. Zira mahşerdeki büyük mahkemede müflis duruma düşmek de söz konusudur.


Müflis (iflas eden kişi) kimdir, bilir misiniz? Orada bulunan sahabiler söyle cevap verdiler:
- Bize göre müflis, mali-mülkü varken hiç parası, eşyası kalmamış kimsedir.
Bu cevap üzerine Efendimiz(as) söyle buyurdular:
— Gerçek müflis şu kimsedir: Kıyamet günü, namaz, oruç ve zekat sevaplarıyla huzura gelir. Fakat birisine sövmüş, diğerine iftira etmiş, birisinin malini yemiş, digerinin kanını dökmüş, bir diğerine vurmuştur. Böylece üzerinde birçok kimsenin hakki birikmiştir. O kimsenin ibadet sevaplarından hak sahiplerine hakları ödenir. Sevaplar biter, ancak alacaklar bitmez. İşte o zaman, hak sahiplerinin günahları bu kimseye yüklenir. Böylece ateşe müstehak olur.(Sahih-i Müslim, Kitabül-Birr, Hadis No. 59)


Okunma: 741
YAZARLAR
YÖREMİZ HABER