DOĞANKENT21,0 °C

Üç Aylara Girerken

Recep ŞAHAN / Köşe Yazarı
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt


Mübarek üç aylara giriyoruz. İçinde bin aydan daha hayırlı gecenin de bulunduğu bu güzel iklime 3 Haziran 2011 itibariyle giriyoruz. 2 Haziran ı  3 Haziran a bağlayan gece de mübarek Regaib Gecesini idrak edeceğiz.

Üç aylar denince hicri kameri aylardan Recep, Şaban ve Ramazan ayları anlaşılır. Bu üç ay manevi yönden son derece kıymetli biz zaman dilimidir.

Ramazan ın habercisi olan Üç ayların içinde 4 tane mübarek gece vardır. Regaib Gecesini Receb ayının ilk Cuma gecesi (bu sene 2 Haziran da ), Mirac Gecesini yine Receb ayının 27. gecesi (bu sene 28 Haziran da ), Berat gecesini Şaban ayının 15. gecesi (bu sene 15 Temmuz da ), Kur an ın doğduğu gece olan ve bir ömre bedel Kadir Gecesini de  Ramazan ayının 27. Gecesi (bu sene 26 Ağustosta) idrak edeceğiz. İslam ın beş esasından birisi olan Ramazan orucu da  yine bu kutlu zaman dilimi içindedir.

İşte böylesine maneviyat dolu bir iklime doğru yaklaşıyoruz. Üç aylar kulluk hayatımızı yeniden dizayn etme ayıdır.  Hazırlıklarımızı şimdiden yapıyor olmalıyız. Peygamberimiz (a.s.) Recep, Allah ın ayı, Şa ban benim ayım, Ramazan ümmetimin ayıdır buyurmuş ve şu duayı yapmıştır. Allah ım Receb ve Şaban ı bize mübarek kıl  ve bizi Ramazan a ulaştır. Hz. Aişe şöyle der: O(sav) nun Şaban ayındaki kadar çok oruçlu olduğu bir ay görmedim.

Ve Regaib gecesi. Receb in ilk Cuma gecesi Regaib gecesidir. Allah ın kullarına bol-bol bağışta bulunduğu, az ibadetlerine karşılık çok ecir verdiği bir rağbet gecesidir.Efendimiz (sav) bu gecenin faziletini şöyle açıklamıştır:

Beş gece vardır ki, onlarda yapılan dualar geri çevrilmez. Bunlar:  Recebin ilk cuma gecesi, Şabanın on beşinci gecesi, Cuma geceleri,  Ramazan bayramı gecesi ve Kurban bayramı gecesi.    

Üç ayların girmesiyle yeni bir moda gireceğiz. Manevi dünyamızda kıpırtılar artacak ve Ramazan ile zirveye ulaşacak. Bu kutlu zamanları akıllıca değerlendirmek, boşa geçirmemek her müminden beklenen bir davranıştır. Bu kutlu iklimde elde edeceğimiz güzellikler tüm hayatımıza yansımalıdır. Peki bizim için iyi bir fırsat olan bu zaman dilimini nasıl ihya edebiliriz.

Her şeyden evvel kulluk hayatımızı gözden geçireceğiz. Günahlarımıza gönülden tevbe ederek ağlamalıyız. Ve bir daha o günahlara dönmemeye gayret ederek Yüce Yaratıcımızla irtibatımızı koparmamalıyız. Sonra bize emredilen farzları yerine getirme noktasında titiz olmalıyız. Üzerimize farz olan ibadetleri ötelememeliyiz. Yarın yaparım, sonra kılarım vs. düşüncelerle sadece kendimizi aldatmış oluruz ki buna da en çok şeytan sevinir. Bu gibi kutsal gün ve geceler bizim için promosyonlu zamanlardır aslında. Yüce Rabbimiz bu zamanlarda diğer zamanlardan daha fazla ikramda ve bağışlamada bulunur.

Ancak günahlara sadece o gün ve gecelerde ara verip ertesi gün / ay kaldığı yerden devam etmek, dinin direği olan namazı sadece o gecelerde kılıp ertesi gün terk etmek müslümanca bir davranış değildir. Bu tip bir davranış, sadece Pazar günleri mabedin kapısını açan Hıristiyanların yaptığına benziyor demektir. O zaman Efendimizin bu konudaki öğretisine kulak verelim. O(sav), Allah a en sevimli gelen amel hangisidir sorusuna Az da olsa devamlı olanıdır. cevabını vermiştir.

Sosyal hayatımıza da bir kez daha göz atılmalı. Komşumuzla, arkadaşlarımızla, mahalle ve sokağımızla aramız nasıl. Çevremdeki insanlar benim elimden ve dilimden emin mi. diye sormalısın kendi kendine.

Yeni bir manevi iklime girerken gerek Yüce Yaratıcımız gerekse çevremizdeki diğer varlıklarla olan münasebetlerimizi bir kez daha gözden geçirip eksiklerimizi tamamlayarak mükemmel bir kul olma yoluna girmeliyiz.



Okunma: 278
YAZARLAR
YÖREMİZ HABER