
Son Pişmanlık
Son pişmanlık fayda vermez diye bir söz vardır. Gerçekten de son pişmanlığın bir faydası yok. Pişmanlığın faydalı olabilmesi için zamanında ve yerinde olması gerekiyor. Bu bağlamda meseleye Kur an perspektifinden bakarak Kur an dan iki misalle açıklık getirmeye çalışalım.
Birincisi Firavun un imanı Malumunuz Firavun da iman etmişti. Kızıldeniz de boğulma anında ben de Musa nın rabbine iman ettim deyince bu sefer Allah şimdi mi, diye karşılık vererek Firavun un imanının geçersiz olduğunu beyan etmişti. (Yunus10/90 ) Ama zamansız bir iman ki bu iman Yüce Yaratıcımız tarafından kabul olunmamıştır. (Yunus10/90 ) Neden, Çünkü ömrünü Allah ve Onun Resulü Musa (as) a düşmanlık ile geçirip, hatta İlahlık iddiasında bile bulunan (Naziat79/24) birisinin artık öleceğini anladığı sırada iman etmesi bir anlam ifade etmiyor. Zira artık yolun sonuna gelinmiştir. İman ise yeis(ümitsizlik) halinde olmaz. İman pazarlıksız olmalı.Firavun gerçeği görünce tevbe etmeye kalktı, pişman oldu ama bu son pişmanlık ona fayda vermedi.Demek ki iman pazarlıksız olacak ve tevbe Firavun tevbesi olmayacak.
İkinci misalimiz de Mü minun suresinden iki ayet.99 ve 100. ayetler. Şöyle bir sahne anlatılıyor burada:
Onlardan birine ölüm gelince: Rabbim Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim der. Hayır, bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır.
Burada da ölüm anında pişmanlık duyan bir kimseden bahsediliyor. O anda adeta Allah ile pazarlığa tutuşuyor. Artık ölümün eşiğinde, gerçeği bütün çıplaklığı ile görünce tıpkı Firavun gibi jetonu düşüyor ve başlıyor vaatlere. Rabbim, Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, Salih ameller işlerim. Beni geri gönderirsen şöyle- şöyle ibadetler yapacağım, gör bak ben neler yapacağım. Namaza başlayacağım, malımın zekatını vermiyordum, zekatımı vereceğim.Haccı Araplara para yedirmek olarak görüyordum, artık geri dönersem Hacca da gideceğim. Fakir-fukarayı gözetmiyordum, bu da yanlışmış artık onlara da bakacağım.Faiz alıp veriyordum, bu da büyük günahlardanmış, dönersem bunu da terk edeceğim. Üç kuruşluk dünya menfaati için dükkanda müşteriyi aldatıyordum, artık dönünce bir daha yapmayacağım. Yalan söylemekte bir sakınca görmüyordum, söz veriyorum beni geri döndürürsen bir daha yalan da konuşmayacağım. İçki içiyor ve bunu da çağdaşlığın bir gereği olarak görüyordum, meğer bu da sana karşı büyük bir isyanmış, geri dönersem içkiyi de bırakacağım…vs.
Ama bu saatten sonraki pişmanlık bu kimseye fayda vermeyecek ve bu dilekçesi gönderdiği makamca reddedilecek. Hayır, bu söylediği sadece kendi lafıdır denilerek dilekçesi adeta suratına çarpılacak. Halbuki Allah insana bu dünyada yeterli mühleti vermişti. Tevbe edip bu günahlara veda etmesi için yeterli zamanı da vardı.İbadetleri hep öteledi, günah bataklığına battıkça battı, çıkmak için en ufak bir çabası da olmadı.Kendisine verilen krediyi kötüye kullandı ve kaybedenlerden oldu.
Bu iki misal de bize gösteriyor ki tevbe ve pişmanlık burada(bu dünyada) olacak. Bu dünyada bize verilen ömür sınırlıdır. Bu iyi değerlendirilmeli. Çünkü ömürden hesaba çekileceğiz.Bu hayat zarfında hata ve günah işleyebiliriz.Kul hata işler,günah işler ama önemli olan günahını itiraf edip geciktirmeden tevbe ederek rotasını düzeltmesidir. Daha yaşım genç, daha sonra ederim, sonra ibadete başlarım türünden yaklaşımlar bizi iflasa sürükler. Pişman olacaksak ve bu pişmanlığımız kabul olacaksa şimdi ve burada fevri olmalıdır.Aksi takdirde yukarıda bahsettiğimiz iki misaldeki tablo ile karşılaşmak da vardır.
Maç bittikten sonra gol atmanın bir anlamı yok. Atsan da hakem bu golü geçerli saymaz. Çünkü maç 90 dakikadır. Hakem düdüğü çalmış sen 91. dakikada kaleye gol atıyorsun. Hakem bu golü geçerli saymaz. Nitekim Allah da bu tür bir tevbe ve pişmanlığı geçerli saymadı. Şimdi mi diye karşılık vererek reddetti. 01.12.2010









