
Mina da İbrahim Olmak
Hac günleri yaklaşıyor. Hac için yola çıkanlarda heyecan zirvede. Giresun dan Hacca gidecek kardeşlerimizin bir kısmını 20 Ekim de, bir kısmını da 25 Ekim de uğurladık.20 Ekim de giden kafilemizin başında Espiye İlçe Müftümüz Mehmet Yazıcı bulunurken, 25 Ekim’de giden kardeşlerimizin başında kafile başkanı olarak Keşap Müftümüz Mehmet Genç bulunuyor. Bu kardeşlerimiz inşallah 6 ve 7 Aralık ta dönecekler. Allah Haclarını kabul etsin.
Hac İslam ın temel ibadetlerinden biridir. Hem mali ve hem de bedeni bir ibadettir. İslam beş esas üzerine bina edilmiştir. Hac bu beş esastan birisidir. Erkek olsun kadın olsun dinen zengin olanların, güç yetirebilenlerin ömürde bir defa hac ibadetini yerine getirmesi farzdır. Üzerine Hac farz olan kişi geciktirmeden bir an önce yerine getirmelidir. Üzerine farz olduğu halde bir takım dünyevi meşgaleler sebebiyle bu önemli ibadeti yerine getirmeyip ileri yaşlara ertelemek dinen doğru bir davranış değildir. Haccını erteleyip daha sonra hac yapamayacak duruma düşen kimse, yerine bedel (vekil) göndermek zorundadır.
Bugün memleketimizde Hac denince yaşlıların yerine getirdiği bir ibadet anlaşılıyor. Halbuki mali ve sıhhi durumu müsait olan her Müslüman yaşlanmayı beklemeden Haccını yapmalıdır. Nitekim bu kardeşlerimiz hacdan dönüşte bu iş genç işi, keşke genç gidebilseydim” diye hayıflanıyorlar. Çünkü yaşlı olunca haccın lezzetini alamıyor. Mesela 5 vakit namazı Kabe de kılamıyor,nafile umre yapamıyor,ziyaret yerlerine gidemiyor, şeytan taşlamaya bile gidemeyip vekaletle taş attırıyor. Haccın menasikini tam yerine getiremiyor. Neden Çünkü hasta ve yaşlı, yatağından kalkamıyor.
Haccın Farziyeti gerek Kur an ayetleriyle gerekse Efendimiz in sünnetiyle sabittir. Yüce Rabbimiz Kur anda şöyle der:
Yoluna gücü yetenlerin o evi haccetmesi, Allah ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. (Al-i İmran3/97) Anlaşılıyor ki bir şekilde o kutsal mekanlara gitme fırsatını bulanlara bu ibadet artık farz oluyor.
Efendimiz (as) de şöyle buyurmuştur:
İslam beş temel esas üzerine kurulmuştur. Allah tan başka ilah olmadığına ve Muhammed in (S.A.V.) Allah ın Rasülü olduğuna şahadet etmek, Namaz kılmak, Zekat vermek, Hacca gitmek ve de Ramazan orucunu tutmaktır (Buhari, Müslim). Bu hadis-i şeriften de anlaşılıyor ki Hac İslam ın ana omurgasını oluşturan bir parçadır.
Haccın tarihi Hz.İbrahim e kadar uzanır. Cenab-ı Hak Hz. İbrahim e İnsanları Hacca çağır buyurmuş ve O da insanları Hacca davet etmişti.(Hac 22/27-28) Bu çağrı her Peygamber devrinde tekrarlandı ve son olarak da Alemlerin Efendisi Hz. Muhammed(sav) tarafından güncellendi. İşte Hac günlerine girdiğimiz bu günlerde milyonlarca Müslüman bu çağrıya kulak vererek LEBBEYK, buyur Allah ım davetini duydum ve işte geldim diyerek Mekke ye koşuyorlar.
Hac çok faziletli bir ibadettir. Öyle ki hakkıyla yerine getirilen bir Hac insanı anasından doğduğu gibi ter-temiz günahsız yapar. Bu husus şu hadis-i şerifte belirtilmektedir:
Kim Allah için hacceder de kötü söz ve davranışlardan sakınır ve günahlara sapmazsa – kul hakları hariç - annesinin onu doğurduğu günkü gibi günahlardan arınmış olarak döner.
Hac semboller bütünü bir ibadettir. Bu sembollerin ne manaya geldiği anlaşılmadan Hac yapılırsa haccın lezzetine varılamaz. Bu hususta geçen sene uzunca bir yazı yazmıştık. Tafsilatlı bilgi almak isteyen bu yazımıza bakabilir. Ancak burada sadece şeytan taşlamanın ne manaya geldiği ile iktifa etmek istiyorum.
Şeytan taşlanan yer –Cemerat- Mina dadır.Burada Muahssır Vadisi bulunur. İşte Fil Suresinde da anlatılan Kıssa burada geçmiştir.Efendimiz dünyaya gelmeden kısa bir süre önce ta Yemenden Kabe yi yıkmaya gelen Ebrehe nin ordusu burada helak olmuştur. Allah fil ashabını burada nasıl helak ettiyse, onların tuzaklarını nasıl boşa çıkardıysa yine burada şeytana taş atılarak şeytan ve taifesinin tuzakları boşa çıkarılır.Bu düşünceyle Mina daki sembolik şeytanlara taş fırlatılır.
Minada şeytan taşlama bütün şeytanları ve taraftarlarını protestoyu simgeler. Hacı attığı her taşı aslında nefsine ve şeytana atar. Yoksa o taş-beton yığınları şeytan değildir. Ve Hacı her taş ile bir günahını taşlamalı. Her taşla bir günahını çizip tevbe etmeli. Kulluğun önünde ne varsa burada bertaraf edilmeli. Gurur, kibir, mal, makam, mevki, rütbe, şan, şöhret vs. kulluğumuza mani olabilecek ne varsa Mina da yere serilir.
Mina aynı zamanda Hz. İbrahim ile oğlunun imtihan edildiği mekandır. Oğlunu kurban et mesajını alan Hz.İbrahim durumu Oğlu Hz.İsmail e açar. Oğul İsmail ise tam bir teslimiyetle Babacığım, Sana emredileni yap, İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın (Saffat 102) şeklinde karşılık verir. Bu arada şeytan da boş durmaz. Önce Hacer validemize, sonra Hz.İsmail e son olarak da İbrahim(as) a gelerek İbrahim in oğlunu kurban et emrini yerine getirmesine mani olmak ister. Ancak her üçü de bu tuzağı fark eder ve şeytanı taş atarak kovalarlar. Bugün Mina da büyük,orta ve küçük şeytan diye tabir edilen o sembollere taş atılması işte bu olaya dayanır.Hacı adeta Hacer olur, İsmail olur,İbrahim olur. Onların rolüne bürünür. Onların gösterdiği sabrı ve teslimiyeti gösterir. Mina da bunun tatbikatını yapan Hacı bundan sonraki hayatında da bunun uygulamasını yapar.
İşte Hac insana bunları öğretir. Bu şuurla usulüne uygun yapılan bir hac insanı anasından doğduğu gibi günahsız yapar.Bu şuurdan yoksun,Hacca gidip gelmeyi turistik bir seyahate indirgeyen, yaşımız da ilerledi,ayıplamasınlar vs. düşüncesinde olanlara Hac bir şey kazandırmaz.Çünkü içi boşaltılmış bir Hac olmuştur.Ceset vardır ama ruh yoktur.Ruhsuz ceset ölüdür.Ruhsuz ibadet de öyledir. 29.10.2010









