DOĞANKENT4,6 °C

Tavuk Tevbesi

Recep ŞAHAN / Köşe Yazarı
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt




Tavuk tevbesini bilir misiniz. Ben ilk defa Espiye İmam-hatip Lisesi orta kısmında okurken duymuştum. 1986-1991 yılları arasında Espiyede müftülük yapan Vahap Süreyya ASLAN hocadan duymuştum. ARSLAN hoca bir Cuma vaazında tevbe konusunu anlatırken bahsetmişti Tavuk tevbesinden.

Buna göre tavuk tevbesi şudur: Eskiden köylerde tuvaletlerin giderleri şimdiki gibi kapalı yerlerde değildi, açıktaydı. Tavuklar giderler buralarda karınlarını bir güzel doyururlar sonra da gagalarını çimende sağa sola doğru sürterek bir nevi temizlik yaparlardı. Tövbe billah bir daha yemeyeceğim derlerdi adeta. Ama birkaç saat sonra acıktıklarında tekrar aynı mekanda aynı işi yaparlardı. İşte Müslümanın tevbesi de bu tavuğun tevbesi gibi olmamalıdır.

Bir de Nasuh tevbesi var ki asıl ideal tevbe budur. Ey iman edenler, Samimi bir tevbe ile Allaha dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter.. (Tahrim 66/8) ayeti tam da bunu ifade ediyor. Kuran Meallerinde ayetteki tevbeten nasuha ibaresine içten tevbe, gönülden tevbe, tam bir pişmanlıkla tevbe gibi manalar verilmiştir.  Muaz bin Cebel: Ya Rasulallah  tevbe-i Nasuh ne demektir? diye sorunca Rasulullah (sav ):

Kulun,yapmış olduğu günaha pişmanlık duyması, Allaha özür beyan etmesi, sonra da sütün memeye dönmediği gibi o günaha bir daha dönmemesidir ( Tirmizi, Zühd,8) Esasen samimi bir tevbe günahları da sıfırlamaktadır.Bunu da yine her konuda bize rehber olan Efendimiz(sav)’den öğreniyoruz: Günahlarından tevbe eden(derece bakımından değil de günahtan kurtuluş bakımından) günahı olmayan kimse gibidir. Günaha devam ettiği halde mağfiret dileyen de sanki Rabbi ile alay eden kimse gibidir. (İbn Maca,Zühd) Bir başka hadis-i şerifte Kul bir günah işleyince kalbine siyah bir nokta konulur.O, bunu tevbe-i istiğfar ile koparıp attığı zaman kalbi cilalandırır.Fakat tekrar günaha dönerse o noktalar artırılır.Nihayet kalbini kaplar.İşte bu Cenab-ı Hakkın Hayır, bilakis onların işlemekte oldukları günahlar, kalplerini paslandırmıştır (Mutaffifin83/14) ayetinde zikretmiş olduğu pastır. (İbn Mace Zühd) Buradan anlaşılıyor ki tevbesiz kalb günahlar ile adeta katran kesiliyor. Bu günahlar günahların silgisi olan tevbe ile temizlenmelidir.

Günah işlemek insanın doğasında vardır. Yani Allah insanı günaha da sevaba da meyilli yaratmıştır. Bize verilen irade-i cüziye ile ya iyiliği seçeriz ya da kötülüğü. Yüce yaratıcımız insandan melek olmasını beklemiyor elbet. Zira melekler günah işlemezler. Onlarda nefis yoktur. Onlar sadece Allah’a kulluk ve itaat için yaratılmışlardır. Ama insanda nefis ve şeytan vardır. İşte bir imtihan salonu olan bu dünyada nefsimize ve şeytana karşı verdiğimiz mücadele ölçüsünde kulluğumuz olur.Ya Allahın sevdiği kullardan oluruz ya da sevmeyip  azabını hak eden kullarından oluruz.

Hz. Adem ile Havva validemiz de cennetteki yasak meyveden yiyerek hata ettiler.(Bkz Araf 7/19-23,Bakara 2/35)) İblis de cennetteydi ve Allahın Ademe secde(itaat) edin emrine karşı gelerek isyan etti. (Bakara 2/34)  İşte Adem ile İblisin farkı burada ortaya çıkıyor. Hz. Adem babamız hatasını anlayıp günahını itiraf ederek çok uzun yıllar göz yaşı döktü, af diledi.(Bkz Araf 7/23) Sonunda tevbesi kabul oldu. Ama İblis hatasını kabul etmedi, Kibirlendi sonunda cennetten kovuldu ve kıyamete kadar  da lanetlendi. Dikkat edilirse İblis Allahı inkar etmiyor. “Beni ateşten yarattın Onu(Ademi) topraktan (Bkz Araf 7/12) diyerek bunu ortaya koyuyor. İnkar etmiyor ama haddini bilmeyerek küstahlaşıyor. Ateşin topraktan üstün olduğu tezini ileri sürerek topraktan yaratılan Ademe secde etmiyor. Bu emri kendisine Yüce yaratıcı verdiği halde. Böbürlenip karşı çıkıyor. Sonunda da kovulanlardan oluyor.

Tevbe kişinin kendini yenilemesi, bozulan manevi dünyasını tamir etmesidir. Tevbe Yüce Yaratıcıya  ilticadır aslında. Ancak tevbenin  gerçek manada tevbe olabilmesi, için Allahın istediği formatta-nasuh tevbesi- olması gerekir. Kul devamlı tevbe ederek kulluğuna yeni bir format çekiyor, bozulan ve yamulan manevi dünyasını düzeltiyor.

İşte Rahmet ve mağfiret ayı olan Ramazan’ın sonlarına doğru yaklaştığımız bu günlerde Ramazandan ne kadar istifade ettiğimizi de sorgulamalıyız. Daha önce Ramazan’ın temizlenme ayı olduğunu belirtmiştik. Hata ve günahlarımızı itiraf ederek tam bir teslimiyetle bir daha o günahlara dönmemeye söz vermiş olmalıyız. İçki,kumar, zina, faiz, gıybet, iftira, yalancılık, yalancı şahitlik, ticarette hile vs gibi günahlar varsa hayatımızda artık olmamalı.Sadece Ramazanda değil diğer 11 ayda ve ömrümüzün geri kalan kısmında da bu böyle olmalı.Yani dünyamız ramazan olmalı. Dünyamız Ramazan olsun ki ahretimiz de bayram olsun. Namaz cihetinden bakacak olursak Cuma modundan beş vakit namaz moduna acilen geçilmeli mesela.  01.09.2010


Okunma: 844
YAZARLAR
YÖREMİZ HABER