DOĞANKENT25,4 °C

Müdahale Etmeyin

Osman Ünal / Köşe Yazarı
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt
Fındığın başkenti olarak kabul edilen ülkemiz, başkent olmanın vasıflarını bünyesinde bulundurma olumsuzluğundan kurtulamıyor. Piyasanın rölanti hali, fındığın değer ve kıymet düzeyini düşürmeye yetmese de üreticilerin normal satış gelirlerini kabul edilemez bir şekilde etkiliyor. Bu süreç, yılların kalıplaşmış sezon hastalığını yaşatıyor, bizlere ne yazık ki. Fiyat psikolojisi üretici psikolojisini silindir gibi ezip geçiyor yıllardan beri. Bu rutin hali gerçek manada ne gören var ne de duyan. Çözüm bulmak isteyenleri boşuna aramayalım, bulamayız.
Bu ağır ve insafsız silindirin çiğnemekten bıkıp usanmadığı cefakar üreticiler, ürününü gönül rahatlığı içinde satacakları günleri görebilecekler mi, bakalım. Siyasi iktidarların olması gereken standart bir yapıya kavuşturmayı başaramadığı fındık dramı, özelliğinden bir şey kaybetmeden kasırga etkisini devam ettiriyor, memleketimizde. Uzun lafın kısası, başkente yakışmayacak icraatlar, günü birlik tutarsız politikalar, soruna çözüm bulmaktan uzak yaklaşımlar birbiri ardına sergileniyor, fındık diyarında. Üreticiyi avlamak için pusu kuran tüccarlar, mahsulünü bir iki kuruş daha fazla paraya satmak için uygun zamanı bekleyen dertli çiftçiler, bu hazin durundan hiç mi hiç rahatsız olmayan yüreği geniş yetkililer, fındık sürecinin değişmeyen, değişeceğe de benzemeyen acıtan ve üzen manzaraları şekliyle izleniyor, yöremizde.
Fındıkçıyla özdeşleşen Fiskobirlik, yeteneksiz idareciler yüzünden kan kaybetmeye devam ediyor. Son zamanlarda yaşanan kısır çekişmelerin, bu kurumu artık iş yapamaz hale getirdiğini üzülerek gözlemliyoruz. Alternatif kurum olarak karşımıza çıkartılan TMO, beklentileri karşılayamadı doğal olarak. Ticari bir mahsul, kurulduğu günden beri fındıkçılıkla uzaktan yakından alakası olmayan deneyimsiz, bilgisiz insanların bulunduğu bir kuruma, altyapısız, plansız, projesiz teslim edilirse sonucun hayal kırıklığı olacağı beliydi, zaten. Nihayetinde alınan karardan geri adım atmak, kaçınılmaz bir sonuç olarak kazındı hafızalarımıza. Bu noktada istikrarlı karar ve icraat noksanlığının acısını yine hiçbir suçu olmayan üreticiler çekti. Devlet kaynağının üreticilere fındık ödeneği olarak ödenmesi sonucunda finansal açıdan zarar tablosunun görünüyor olmasının sorumlusu fındık üreticileri değil. Bu detay yanlış algılanmamalı. Üretici mahsulünü toplar, hazırlar ve kurallar çerçevesinde yetkili kuruma teslim eder. İşin bundan sonraki kısmı devlet politikasıyla, ilgili kurumun beceri, kabiliyet ve pazarlama yeteneğiyle, kişilerin aldıkları sorumluluğu layıkıyla yerine getirilip getiremedikleriyle alakalıdır. Kalitesiyle ünlü mahsulümüzü, gerekli açılımları yaparak pazarlayamama eksikliğimiz kronik bir rahatsızlığımız. Şimdiye kadar çok can yakan bu hastalığın önüne geçmek için günün şartlarına uygun etkili bir tedavi yöntemi belirlemek gerekiyor. Sancı dayanılmaz boyutlara ulaştı, çünkü.
Çiftçinin fındığını alması için yetki verilen TMO çatısı altındaki tecrübesiz insanlar suiistimallerle birlikte depoları doldurdu sadece. Asıl maharet, meziyet hiç kuşku yok ki, belli bir maliyetle alınan ürünü devlete kar ettirecek şekilde pazarlayıp, satmaktır. Ülkenin çıkarlarını korumak, döviz girdisi sağlayarak ekonomiye katkı yapmak ancak bu şekilde mümkün olabilir. Fındığın alınarak (ismi depo olan, kendisi değil) gelişigüzel yerlerde bekletilmesi, kurum ve makamların milli kaynaklarımızı avantaja çevirme düşüncesiyle bağdaşmıyor. Bu noktada devlet ciddiyetini ivedilikle hakim kılmak gerektiğini düşünüyoruz. Yani tecrübesiz bir kuruma al şu işi de yap diye talimat verilmesini, söz konusu kurumunda yapamayacağı bir işi yapmaya kalkmasını hiçbir şekilde tasvip etmiyoruz. Bu bağlamda profesyonelce düşünüp, vatandaşın mağdur olmasını önleyici, uygulanabilir düşüncelerin en azından bundan sonra sergilenmesini istiyoruz.
Devlet yönetiminde bulunan yetkililerin doğru, isabetli, bilinçli ve tutarlı kararlar alma zenginliğinde olamaması, içinde bulunduğumuz sıkıntıların temelini teşkil ediyor. Buna en canlı örnek olarak alınan son kararla birlikte var olan gerçeği ve yaşanan gelişmeleri gösterebiliriz. Fiskobirlik Kurumu nun etkisiz bir ortaklık haline gelişi ve TMO nun görevden alınmasının ardından oluşturulmaya başlanılan Serbest Piyasa koşulları bu mantıkla bir yere varamaz. Bu politika, makul ve standart bir Fındık Borsası sürecini meydana getirmeye yetmez. TMO depolarında bekletilen 500 bin ton fındığın gölgesi altında yeni bir strateji belirleyerek, piyasa koşullarından bahsetmek ve fiyatların normal seyrine kavuşacağını söylemek gerçekçi bir yaklaşım olmaz. Son günlerdeki olumlu fiyat eğiliminin beş bin sınırından sonra hızla gerileme trendi göstermesini manidar buluyoruz. Zikzaklı görüntü için piyasa koşullarının sonucudur demek mümkün değil. Zira TMO nun elindeki korkunç fındık rezervi yeni ürün fındığın olması gereken fiyat düzeyine çıkmasını engelleyen ana faktör ve caydırıcı güç olarak depolarda bekletiliyor. Yakın, denize dökün demiyoruz ama elinizdeki sezon öncesi fındığı, şartlar ne olursa olsun 2009 ürününün normal değeriyle alıcısına ulaşma sürecinin öncesinde gizli ya da açık piyasaya sürmeyin.
Bu arada üretim rekoltesindeki düşüklük, fiyatların belli bir rakam limitine ulaşacağı beklentisini hakim kıldı, piyasada. Üreticilerin mahsullerini bu sefer pazara indirmeme kararlılığında olmaları beklentiyi memnun edici bir düzeye getirdi derken, olumlu giden fiyat trendi ani bir düşüş refleksi gösterdi. Alışık olmadığımız olağanüstü bir gelişme falan yaşanmadı, ülkemizde. Ekonomik kriz tam bu noktada kendini göstermedi. Dünya fındık tüketiminde akıl almaz ani bir durağanlık olmadı. Bu sektörün belkemiğini teşkil eden yapı deprem geçirip yıkıntı durumuna gelmedi. Dört gözle üreticiyi bekleyen tüccar, alması gereken fındığı daha henüz alamadı. Depoları geçen yıllara göre bomboş. Manzara fındık fiyatının olması gereken düzeye çıkması için müsait şartlara sahip. Üretici durumdan çok memnun, uzun bir aradan sonra belki de ilk defa mahsulünü gerçek değerine yakın bir fiyata satacak. Geçmiş zararları kapatmak için biraz daha beklemeyi yeğliyor. Haksızda sayılmaz.
Peki, ne oldu da iyi giden, beklentileri karşılayan olumlu hava bir anda tersine döndü? Her şey normal seyrinde yol almayı sürdürürken kim, ne yaptı? Üreticinin lehine istikrarlı bir çıkış trendi yakalatan, fındık fiyatını kayda değer bir şekilde tırmandıran süreç kimi, neden rahatsız etti? Hangi zihniyet bulanık, sisli düşüncelerini her yıl olduğu gibi yine uygulama çirkinliğine girişti? Ezilen, ezilmekten mecali kalmayan benim çalışkan, yiğit üreticimi bir kez daha ezmeyi kimler istedi? Yağmur çamur demeden etiyle, tırnağıyla, alın teri dökerek adeta tek tek topladığı ortalama en fazla beş yüz kilo fındığı üzerinden kimler haksız kazanç elde etme alışkanlığını tekrarlama yoluna gitti? Kıymetli hemşerilerim, bu ülkede kanunlar, yasalar zenginlere, dayısı olanlara engel değil. TMO elindeki fındık rezervini araya giren tüccarlar, hatırlı kişiler aracılığıyla piyasaya sürdüyse, sürüyorsa eğer yüz binlerce üreticiye ihanet ettiğini çok iyi bilmelidir. Bu yanlış ve asla kabul etmediğimiz davranış tamamıyla kul hakkı" yemek olur ki, bunun da yüce dinimizdeki karşılığı çok açık ve nettir.
Ülkemizde fındık üretiminin yapıldığı yegane illerden biri olan Giresun ve ilçelerinde üreticilerin rahat, huzurlu, sıkıntısız günlere giden yolu becerikli, iş bilir yöneticilerin yapacağı icraatlardan geçiyor. Giresunlular olarak bizler bu şekilde düşünürken sağda solda, kıyıda köşede neler olup bittiğini en doğru haliyle bilemiyoruz. Yalnız olabilecek son dakika gelişmeleri hakkındaki tahminlerimiz olabilirliliği şüphe götürmeyen ipuçlarına götürüyor, bizleri. Hal böyle olunca da yüz binlerin hislerine tercüman olmanın sorumluluğunu duyuyoruz kendimizde. Dolayısıyla da bu gerçekten yola çıkarak şunu söylüyoruz: Sayın TMO yetkilileri, etki altında kalarak piyasaya fındık sürüp dengeleri alt üst etmeyin. Ve siz arkası kalın ağalar, doymak bilmeyen pusucu tüccarlar, hak hukuk zehrini içmemek için lütfen piyasayı kendi haline bırakın ve MÜDAHALE ETMEYİN!
Sağlıcakla, saygı ve sevgiyle kalın, değerli okuyucular. Tekrar görüşmek üzere…

Okunma: 331
YAZARLAR
YÖREMİZ HABER