DOĞANKENT25,4 °C

Kimin Dediği Doğru?

Osman Ünal / Köşe Yazarı
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt

Yeni bir öğretim yılına daha başlamak üzereyiz.14.09.2009 tarihi itibariyle anaokuluna kayıt yaptıran minnacık yavrularımızla birinci sınıf öğrencileri seneler sürecek zorlu maratona başladılar bile. Okulun, okumanın ne anlam ifade ettiğini bilmeden çok genel bir durum olmasa da çamurlu, taşlı bayırlı, inişli çıkışlı yolları aşındırıp, gelişmekte olan küçücük beyinlerini ürkek bir halde ana ve baba şefkatini yüreğinde hisseden, hissetmesi gereken öğretmenlerine teslim ettiler.
Yarınlarımızın teminatı olan evlatlarımızı günün şartlarını es geçmeden eğitecek olan fedakar öğretmenlerimiz, ufacık bedenlere şekil verme, gelişme sürecindeki beyinleri işleme, manevi değerler zırhını sırtlarına geçirme gibi çok önemli ve hayati görevleri yerine getirme azim ve kararlılığında olacaklar, kuşkusuz. Bu çok uzun eğitim ve öğretim süreci, geleceğimize yön verecek fidanları kazandıracak, ülkemize. Dolayısıyla kalite, yeterli bilgi ve beceri, kendini mesleğe adama anlayışı, sürekli gelişme eğiliminde olma unsurları, kıymetli eğitimcilerimizin asla vazgeçemeyecekleri hedefler olmalı.
Öğretmenlerimiz ülkemizin çimentosu, değerli bir karşımın özellikli ve anlamlı ahenk taşlarıdır. Bu günün öğrencileri için yarınımızın yöneticileri, bürokratları, bakanları, başbakanları dersek abartmamış oluruz. Sekiz yıllık temel eğitim dönemi, çocuklarımızın bu makamlara hazırlandığı, bedenlerinin şekillenip geleceğe hükmetme düşüncesinin filizlendiği, beyinlerin ise büyük Türkiye emeline odaklandığı ilk adrestir.
Ana ve baba kucağından inip kendini bir anda ilköğretim sıralarında bulan ufacık yavrularımızı maharetli ellerle yoğurup, tam kıvamında bir hamur şekline getirmek, her öğretmen için temel görev olmalıdır, fikrini taşıyoruz. Kaliteli ve lezzetli pasta börek elde edileceği hiçbir şüphe götürmeyen iyi işlenmiş bir hamuru lise ve üniversite yıllarında son bir hamle ile fırına sürmek, oluşturulan bu alt yapıdan sonra zor olmaz.
Eğitim ve öğretim denildiğinde sebep ne olursa olsun, öncelikle yukarıda vurgulamaya çalıştığımız gerçekler akla gelir. Bu itibarla ele aldığımız detaylara eğilmek lazım. Bahsettiğimiz sorumluluğu yerine getirdiğimize inanarak, dikkat çekmek istediğimiz esas konuya geçiyorum.
Anayasamızda temel eğitimin kanuni bir zorunluluk olduğu maddesi sabittir. Aynı şekilde devlet, her ülke vatandaşı için temel eğitim ve öğretim yükümlülüğünü parasız olarak, hiçbir bedel talep etmeden yerine getirmekle mükelleftir. Milli Eğitim Bakanlığı çocuklarımızı, gençlerimizi eğitip ve öğreterek nitelikli, bilgili, hazır birer potansiyel olarak ülkeye kazandırma amacıyla kurulmuş bir makamdır. Nihayetinde geleceğimiz bu önemli bakanlığın politikalarında saklıdır.
Milli Eğitim Bakanlığı na bağlı devlet okullarında her yeni dönem için kayıt ücreti uygulaması tam anlamıyla bir muamma. Bu durum sorun olmaktan çıkartılamadı, yıllardan beri. Yetkililer, yok böyle bir şey, kayıt parası alanları bize bildirin deseler de, sıkıntı aynen devam ediyor. Çocuğunu kayıt için okula getiren veli, okul aile birliği başkanının sorgusuna tabi tutularak keyfi uygulamalara maruz bırakılıyor. Görevliler her kayıt işlemi için mecbur olduklarını, devletten yeterli ödeneği alamadıklarını ifade edip alabildikleri kadar kayıt ücreti adı altında kanunsuz para topluyorlar. Temizlik, cam çerçeve, boya badana, kapı dolap, dosya tebeşir parası, güvenlik gideri gibi mazeretlerle uzayıp gidiyor liste. Eğer kayıt işlemi başarıyla sonuçlandıysa, her ay ödenmesi gereken aidatlar da hatırlatılıyor veliye. Adrese dayalı okul genelgesi dışına çıkıp, ben oğlumu kızımı komşu semtte okutmak istiyorum kararı aldıysanız yandınız demektir. Zira bölge dışından gelen öğrencilerin kayıt bilançosu daha ağır oluyor.
Olay şu. Amir, hayır alamaz derken, memur dinlemeyip alıyor. Hal böyle olunca bizler de, kim doğru söylüyor" şeklindeki haklı sorumuzu yöneltiyoruz. Milli Eğitim çatısı altında bu ve buna benzer belirsizlikleri hoş görmek mümkün değil, değerli okurlar. Kayıt parası haksızlığı bütün hızıyla süredursun, bu sorun sebebiyle hakkında yasal işlem yapılan herhangi bir okul yetkilisi hatırlamıyorum. Sonuç itibariyle almayacaksın diyen amir de memnun, amirini dinlemeyip yasal olmayan bir parayı alan da memnun, durumdan. O halde dürüst olmak gerekiyor. Açık ve net bir ifadeyle kayıt ücretini kanunsuzda olsa alıyoruz diyebilme cesaretini göstermeli, yetkililer. Aksi halde bunun adı danışıklı dövüş olur ve kesinlikle yakışık almaz.
Sayın bakan Nimet Çubukçu nun bayan olmasını, meseleyi çözüme kavuşturma anlamında şans olarak görüyoruz. Kaldı ki bayanlar, herhangi bir haksız uygulama karşısında her zamankinden daha güçlü ve kabarık hisler sergilerler. Bu hassasiyetin kayıt parası sorununu kökünden çözüme kavuşturmaya yeteceğini umut ediyoruz. Yoksa kurulduğu günden beri çok saygın ve anlamlı bir konuma sahip olan Milli Eğitim Kurumu yara almaya devam eder. Bu asla arzu edilen bir durum olmaz. Öyle ise, başta bakanlık mensupları olmak üzere bütün yetkililerini, her sene binlerce ailenin sıkıntı çekip stres yaşamasına neden olan bu haksız ve kanunsuz uygulamadan vazgeçmeye çağırıyoruz. 
Bu vesile ile birkaç gün sonra idrak edeceğimiz mübarek Ramazan Bayramınızı en kalbi duygularımla tebrik eder, sağlık ve esenlikler dilerim. Tekrar görüşmek üzere…


Okunma: 357
YAZARLAR
YÖREMİZ HABER