
Gerçeği Öldüren 28 Kurşun
Giresunlu Milli Kahraman Topal Osman Ağa ve Giresun gönüllü Uşakları nın Mustafa Kemal e ve bu ülkeye bağlılıktan başka hiçbir suçları yoktu. O da suç ise. Cepheden cepheye mücadele ederek, ömürlerinin son dört yılını ülkenin birliği, dirliği ve mutluluğu için geçirdiler.
Sonunda bir gün, birileri Trabzon milletvekili Ali Şükrü Bey i Osman Ağa nın Ankara, itfaiye meydanında bulunan evinden çıkarken alıp götürdü. Aradan tam beş gün geçtikten sonra, ayaz bir Ankara akşamına bir saat kala, 1923 yılının 1 Nisan ında, birilerinin telle yada iple boğarak katlettiği Ali Şükrü Bey in naaşını buldu. Naaş incelendiğinde, başının sağ tarafından bıçak yarası, sol elinde hasır parçası, cebinde parası, üzerinde bulunan paltosunda kahve lekeleri vardır. Boğazında da ip ya da tel izi. Hepsi bu. Sonra ne oluyor. Osman Ağa ve Giresun uşaklarının kaldığı Ankara daki Papazın Bağı denilen ev, içten dışa doğru Merkez Alayı, Jandarma Taburu, İstihkam Taburu ve İtfaiye Taburu tarafından kuşatılıyor.
Sonrasında da sabaha doğru ağır makineli ile kaldıkları ev taranmaya başlanıyor. Nedeni ise, Ali Şükrü Bey’in elinin içinde bulunan hasır parçalarının Osman Ağa nın itfaiye meydanındaki evinde parçalanmış sandalyeye ait olduğu ve evin salonunda yerde kahve lekesi bulunduğu iddiası.
Halbuki, Osman Ağa, Ali Şükrü Bey in ortadan kaybolduğu 27 Mart 1923 tarihinden sonraki, 28, 29, 30, ve 31 Mart 1923 tarihlerinde tam dört gün boyunca bu evde kaldı ve 1 Nisan 1923 günü, Çankaya da bulunan Papazın Köşkü denilen ikinci evine gitti.
Bir insan dört gün kaldığı evini temizlemez mi? Dört gün cinayet işlenmiş bir evin salonunun döşemesinde kahve lekesi olur mu. Kırık sandalyeyi parçalanmış hasırları ile orta yerde bırakır mı.
Hadi bıraktı diyelim, Ali Şükrü Bey in başının sağ tarafındaki 10 santimlik bıçak yarasını nasıl açıklayacağız. Salon döşemesinde ve Ali Şükrü Bey in üzerinde bulunan paltosunda kan izinin olmamasını nasıl açıklayacağız. Açıklayamazsınız, çünkü cinayeti Osman Ağa işlemedi ki.
Cinayeti İsmail Hakkı Tekçe ve has adamları işlediler ve suçu Osman Ağa ve Giresun Uşağı nın üzerinde yıktılar. Olay açığa çıkmasın diye de önce, silahları alınan 11 Giresun uşağını bir kulübeye kapattılar. Sonra da ağır makineli tüfeklerle kulübeyi tarayıp hepsini katlettiler. Emri veren ise İsmail Hakkı Tekçeydi. Sonra da diğerlerini suçsuz olduklarını bildikleri halde katlettiler. Toplam sayı 27 idi.
Ve sonunda, yaralı olarak teslim olan ve bir sedye ile götürülürken, son defa can yoldaşı gönüllü uşaklara şu sözleri söyledi, -Uşaklar, ben bu yaradan ölmem, ölsem de ne çıkar. Yeter ki, vatan selamete çıksın. Sonra da sedye gözden kaybolunca, hastaneye götürüleceği zannedilen Osman Ağa nın başına İsmail Hakkı Tekçe bir kurşun sıkarak öldürdü. Bununla da hıncını alamadı ve başını gövdesinden keserek ayırdı. Osman Ağa ile birlikte katledilerek şehit edilen Giresun Gönüllü Uşağı sayısı 28 di. Bu nedenle bu kitabın adını Gerçeği Öldüren 28 Kurşun koyduk. Çünkü, atılan kurşunlarla gerçek öldürülmüştü.

