DOĞANKENT- °C

Türkiye nin Seçimi

İbrahim Balcıoğlu / Köşe Yazarı
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt


Dün bütün ülke sandık başındaydı. Yapılan değişiklikle dört yılda bir yapılmaya başlanan genel seçimler, ülke çapında çok büyük olaylar olmadan gerçekleştirildi. Geçmiş olsun. Bu seçimler bir çok açıdan yeniliklere sahne oldu. Her seçim döneminden sonra tekrarlanan millet iradesi meclise yansımadı şikayeti bu seçim yapılamayacak. Bu dönem Ak Parti %50, CHP %26, MHP %13 ve bağımsızlar(BDP) %6 oyla mecliste temsil edilecek. Buna göre kullanılan oyların %95 i mecliste temsil hakkı kazanmış oldu. Meclis dışı kalan partilerden Saadet Partisi %1,2 oy alırken diğerleri ancak %3,5 civarında oy alabildi. Neticede Ak Parti 327 milletvekili çıkararak tek başına iktidar oldu. Ortaya çıkan bu sonuçla anayasanın istediği temsilde adaleti ve yönetimde istikrarı sağlanmış oldu.

Seçimleri daha dikkatlice izlediğimizde hafızalarda kalan üç parti liderinin gereksiz tansiyonu yükseltmeleri oldu. Ak Parti lideri ve Başbakan Sayın Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu için Demirel in dediklerini yapıyor demesine bakmayın, siz. 12 Eylül öncesinin Demirel ine ait bütün jargonları kendisi de kullandı. İstikrar sürsün derken bütün amacı Saadet Partisi ile Has Partinin birlikte talip oldukları yaklaşık %6 oyu kendi hanesine yazdırmaktı. Bu hedef kitle üzerinde öylesine çalışıldı ki CHP korkusu en ücra köşelere ve en uzakta bulunan  kalplere kadar ulaştırılarak her iki partinin ancak %2 toplaması temin edildi. Ak Partinin oy artışına bakıldığında kaybolan bu rakamın nereye gittiği çok açık belli oluyor.

12 Eylül öncesinde Demirel muhafazakar kitleyi Nurlu Süleyman sloganıyla kendine bağlıyor, o zaman MSP nin talip olduğu %10 luk bir kitleye de Milli Şef İnönü döneminin bütün olumsuzluklarını anlatılarak onların korkutulması sağlanıyordu. Demirel in bu taktiği genellikle etkili olamazken bazı küçük cemaatlerin oyunu kendine çekmeye yetiyordu. Bu dönemde Rahmetli Erbakan ın enerjik ve kitleyi bazen güldürse de bulduğu cin gibi esprileri kendi kitlesinin sağa sola kaymasını önlüyordu. Ancak günümüze geldiğimizde Rahmetlinin ansızın gelen vefatı bu kitleyi sahipsiz bırakmaya yetti de arttı, bile.

Bundan önce yazdığım yazılar belki bazılarının rahatını kaçırmış olabilir, ama artık yeni şeyler söylemek vaktidir. Bugün ayrılık olmasaydı belki barajı zorlayacak bir Saadet Partisi ile karşı karşıya kalabilirdik. Gereksiz bir şekilde oluşturulan bu ayrılık Ak Parti için ilaç gibi geldi. Her ikisine de ders vermek isteyen taban gidip oyunu iktidardan yana kullandı. Bunun için çeşitli gerekçeler ileri sürülse de taban yaptığı bu hareketle bu partilere biz sizin bu kavganızdan bir şey anlamıyoruz demiş oldu. Daha dün bütün ayrıştırma çabalarına rağmen bir arada bulunan insanların neyi paylaşamadıklarını bizim gibi az çok yıllarını bu işe vermişler tarafından bile anlaşılamazken, oyu alınmak istenen hedef kitlelere nasıl anlatılır, bilmem.

Daha önceki yazılarımda Sayın Numan Kurtulmuş, başını iki elinin arasına alıp düşünsün demiştim. Şimdi de emanetçi olduğunu gizlemeyen Sayın Mustafa Kamalak düşünsün, biz ne yapalım ki tabanımızı bir araya getirelim. Gereksiz olan bu ayrılığı bitirelim Yoksa Erbakan a vefa borcumuzdur veya Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki Milli Görüşün tek temsilcisi Saadet Partisi dir. demenin kitlelerde bir karşılığı yoktur.

İktidar partisi de artık bu üçüncü döneminde kişisel hak ve özgürlükleri serbest bırakacak adımları atmalıdır. Yıllardır mücadelesini birlikte sürdürdüğümüz başörtüsü sorunu artık bitirilmelidir. Çıkarılacak kanunla hem öğrencilerin hem de memurların sıklıkla karşılaştıkları başörtüsü zulmü bitirilmelidir. İktidar partisine destek veren başörtülü insanımızın meclise girme şansı artık kendilerine teslim edilmelidir. Bilinmelidir ki iktidarların ömrü insan ömründen bile çok kısadır.



Okunma: 203
YAZARLAR
YÖREMİZ HABER