Ankara da Hakimler Varmış
Geçtiğimiz günlerde Ankara dan yüksek yargıdan gelen iki ayrı karar bize Ankara da hakimler varmış dedirtti. İlki 2008 yılı başlarında yazdığım Giresun Üniversitesi Rektörünün Tavrı, Jakobenlik başlıklı yazım için Giresun Asliye Hukuk Mahkemesinden sonra Yargıtay da beraat kararı verdi. İkincisi ise TÜRMOB Genel Kurulunun seçim sonuçlarına yapılan itiraz Yüksek Seçim Kurulu tarafından haklı bulunarak, Değişim Grubunun denetleme kurulunda bir üyelik kazandığı tespit edildi. Bu iki hayırlı haber bize Ankara’da hakimler varmış dedirtirken hak aramanın ne derece önemli olduğunu da gösterdi.
2008 yılı başlarında TBMM, tarafından çıkarılan ve Anayasanın 42. maddesinde değişiklik yapan kanun ile üniversitelerde başörtüsüne görece bir özgürlük sağlanması murat edilmişti. Buna göre, eğitim ve öğretim hakkını düzenleyen Anayasanın 42. maddesine Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yükseköğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanımının sınırları kanunla belirlenir şeklinde yeni bir fıkra eklenmişti. Bunun üzerine bazı üniversiteler başörtüsü yasağını hafifletir veya kaldırırken Giresun Üniversitesi ve bazı üniversiteler aksine yasağı daha da sıkı uygulamaya başlamışlardı. Ben de Giresun Üniversitesi Rektörü Sayın O. Metin Öztürk’ün bu tavrını jakobence bir tavır olarak eleştirmiştim. Yazı içinde bulunan jakoben ve bazı birkaç kelime ve tanımlamayı hakaret olarak kabul eden rektör, tazminat talebiyle mahkemeye başvurmuştu. Giresun Asliye Hukuk mahkemesi yazıda herhangi bir hakaret unsuru bulunmadığını beyan ederek beraat kararı vermişti. Bu karara Yargıtay nezdinde itiraz eden sayın Öztürk, yazıda hakaret olduğu iddiasıyla kararın bozulmasını istemişti. Yargıtay, tarafından incelenen yazıda suç unsuru bulunmadığı gerekçesiyle yerel mahkemenin verdiği karar geçtiğimiz günlerde onanarak kesinleşti.
Yaklaşık bir ay önce birer hafta arayla yazdığım TÜRMOB Genel Kurulu Üzerine ve Evlere Şenlik Bir Karar, İtirazın Reddine başlıklı yazılarımda belirttiğim gibi seçim sonuçlarını henüz resmiyete girmemiş bir yönetmeliğe göre hesaplayan kararı eleştirmiş ve inşallah Yüksek Seçim Kurulu(YSK) vereceği kararla Ankara da hakimler var dedirtir demiştim. Geçtiğimiz hafta önüne gelen seçim sonuçlarını yasaya aykırı bulan YSK, İlçe Seçim Kurulu kararını bozarak seçim sonuçlarının yasaya uygun olarak hesaplanmasını istedi. Yüksek Seçim Kurulu verdiği kararla alaturka yöntemlerle seçim kazanma dönemine de son vermiş oldu. Bilindiği gibi 3568 sayılı yasanın seçimleri düzenleyen 40. maddesi 5786 sayılı kanunla değiştirilmiş ve seçim sonuçlarının nispi temsil esasına göre hesaplanmasını istemişti. Bu düzenleme SMMM Odalarında SMMM ve SM ayrımı kalktığı için sorun yaratmadı ama TÜRMOB da YMM ve SMMM ayrımı olduğu için bir soruna neden oldu. Örneğin Birlik Denetleme Kurulunun oluşumunu düzenleyen 39.madde Kayıtlı olduğu meslek odasında en az üç yıl kıdemli olup serbest veya bir işyerine bağlı olarak bu kanun hükümlerine göre fiilen mesleki faaliyette bulunan Birlik Genel Kurulu üyeleri arasından üç yıl için seçilen üç asıl ve üç yedek üyeden oluşur. Denetleme Kurulu üyelerinden en az birinin yeminli mali müşavir olması zorunludur şeklinde düzenlenmiştir. Kurulun seçim seklini düzenleyen yönetmelik maddesinin Grupların aldıkları oy sayıları her kurulun ünvanına göre önce bire, sonra ikiye, sonra üçe … şeklinde devam edilmek suretiyle kurulda yer alacak yeminli mali müşavir ve serbest muhasebeci mali müşavir sayısına ulaşıncaya kadar bölünür şeklinde düzenlenmesini yasaya aykırı bulan YSK, seçilen üyelerin yeniden tespitini istedi.
Şimdi üzerinde konuşulan konu 39.maddede Denetleme Kurulu üyelerinden en az birinin yeminli mali müşavir olması zorunludur şeklindeki düzenlemenin nasıl anlaşılacağı konusudur. Bence burada çok fazla bir sorun yoktur. 20 yıllık uygulama ve hem eski hem de yeni yönetmelik en az bir tanımlamasını en fazla bir olarak kabul etmiştir. 80 bin kişilik meslektaş içinde en fazla 3 bin kişi ile olan YMM ler, 17 kişilik asil yönetim kadrosunda en az 9 kişi ile temsil ediliyorlar. Buna karşın 78 bin kişi ise 8 kişi ile temsil ediliyor. Bunun hakkaniyete uygun olmadığı apaçık ortadadır. En kısa zamanda yapılacak bir kanun değişikliği ile YMM hakimiyetinin TÜRMOB üzerinden kaldırılması gerekmektedir. Akademik kariyer odalarından hiçbirinde olmayan bu kast sistemi bizim mesleğimizden ve meslek örgütümüzden de kaldırılmalıdır. Ancak o zaman hakiki anlamda demokratik temsil hakkı sağlanabilecektir.










