• Vadi'nin Medya Penceresi

22 Ekim 2018 Pazartesi

Emek is ticaret
SON HABERLER

Başı dumanlı keldaş yaylası


  • 04 Ekim 2018 Perşembe
Başı dumanlı keldaş yaylası
Başı dumanlı keldaş yaylası

Şadı Keldaş yaylasını ziyaret eden Mustafa Pir'in Kaleminden dökülenler

45 sene sonra gittim keldaşa,
Ala gözlü kuzular daha yok artık.
Gözlerim doluyor aklım şaşıyor,
Püsküllü inekler daha yok artık.

      Deyip başlıyoruz  başı dumanlı keldaş’ı yazmaya, ömrümün büyük bölümü değil aslında küçük bir bölümü gerçti keldaş yaylasında bir türlü söküp atamadım keldaş yaylasını içimden. Türküler yazdım şiirler yazdım keldaş yaylası için yazarken çok göz yaşları dökmüşümdür çünkü atamın, dedemin, akrabalarımın, çocukluğumun yaylasıydı, köyümün yaylasıydı keldaş yaylası. Harşıt vadisinin savunmasına siper olmuştu keldaş yaylası sıtratejik önemi vardı keldaş yaylasının
Keldaş sana güneş dertlimi doğar?
Kara bulutların rüzgar mı kovar?
Garip Mustafa’yım yüreğim yanar.
Kurban olam keldaş söyle derdini

            45 sene sonra nihayet keldaş yaylasına gittim gördüm içimi döktüm haykırdım kollarımı açıp  büyük tepeye doğru, resmen ağladım, garip keldaş, viran keldaş, ıssız keldaş, kimsesiz keldaş diye bağrında yatan iki şehidi ile yanlızdı keldaş yaylası viran olmuştu, kimse uğramıyordu artık. Yanlızdı çiçekler, sarıavular, garaavular, çalıçilekleri, böğürtlençiçekleri yanlızdı.
           Koyun, kuzu, keçi, oğlak, inek, buzağı, kuş sesine ve en çok insan sesine hasret kalmıştı keldaş yaylası 45 sene sonra gittiğimde bunları hissettim yalnızdı, kimsesizdi suları, pınarları kurumuş, sabahları güneş doğar, akşamları güneş batar, başına duman çöker, duman bir iner bir kalkar sanki keldaş yaylasını kimse görmesin diye, keldaşın ömrü de böyle geçiyor bir insanın ömrü nasıl geçiyorsa.
Ötmez olmuş daha keldaş’da kuşlar,
Melemiyor artık koyun kuzular.
Keldaşın haline  yüreğim sızlar,
Viran olmuş bizim keldaş yaylası.

           Bahar ve yaz ayları geldimi eskiden konu komşu keldaş yaylasına giderdik, güle oynaya sohbet ederek bir tas’da yemek yiyerek bir ekmeğimizi bölüşerek. Ne kadar mutluyduk o zamanlar alagözlü kuzularımız, yeni doğanoğlaklarımız, püsküllü ineklerimiz, bir ilerde bir geride adeta bizimle sohbet edercesine acele etmeden keldaş yaylasına göç ederdik hocalıdaki gürgen ağaçlarına isim yazılırdı hatıra olarak ve o isimler hala gürgen ağaçlarında zor da olsa okunmaktadır
           O zamanlar babam, emmim,  dayım, halam  ve çoğu komşularımız sağ idiler onlardan sohbet dinlemek çok güzeldi sohbetlerine doyamazdık derdimiz kederimiz birdi hiçbir sorunumuz yoktu.Yıllar sonra memlekete gittiğimizde artık o insanlardan hiç birisi yoktu artık hepsi öteki dünyaya göçmüştü yeni bir nesil ile  buluştuğumuzda birbirimizi hiç tanımıyorduk, akrabalar bile kalmamıştı ve  Keldaş yaylası, hocalı, avut yaması, çayır, arpalıkdüzü, alan taflan çukuru, kalender, örendüzü, gölyanı hepsi birer birer viran olmuştu.
Kısacası insanlar bile birbirine karşı VİRAN olmuştu keldaş yayla gibi…..
Keldaşın başından hiç duman gitmez
Şehidi var kimse ziyaret etmez.
Garip mustafa'yım derdin bilinmez
Viran olmuş bizim keldaş yaylası.
 Isız kalmış bizim keldaş yaylası.
Mustafa Pir. Sultanbeyli-İstanbul

Okunma Sayısı: 484

Haber Kaynağı: Harsit Vadisi

Haber Editörü: Seyit Güvendi

Güncelleme: 05 Ekim 2018 Cuma
Haber Etiketleri: Başı dumanlı keldaş yaylası, aramalar

HABERİ FACEBOOK ÜZERİNDEN YORUMLA

EN SON HABERLER

alfabesoft
Puan Durumu

HARŞIT VADİSİ FACEBOOK

HABER DERECE

HarsitUser / 10 484 1

Sitene Ekle