
Güzel Örneklik Bizim Elimizde
Hepimiz edepli ve terbiyeli çocuklarımız olsun isteriz. Biliriz ki, iyi ve edepli çocuklar anne ve babanın yüz akı ve iftihar vesilesidir.
Biriyle karşılaştıkları zaman selam veren, ayrılmak gitmek istediklerinde Allah a ısmarladık diyen, el verip ha-hatır soran, tatlı tatlı konuşan, büyüklerine saygı gösteren, onlar geldiğinde ayağa kalkan, takvalı, bilgili ve iyi insanlara saygıda bulunan bir toplantıda oturduklarında edepli oturan ve şımarmayan, laubali davranmayan kendilerine hediye verdiklerinde teşekkür eden, diğerlerinin sözünü kesmeyen, yemek yeme adabına riayet eden, yemeğe başladıklarında Bismillah diyen, lokmalarını küçük alan, yumuşak ve güzel çiğneyen kendi önlerindeki tabaktan yiyen, tıka başa yemeyen, yemek yerken yere dökmeyen, ellerini ve elbiselerini batırmayan,temiz ve pak olan, kimseye iftirada bulunmayan, diğerlerinin hakkına riayet eden, güzel oturup güzel kalkan ve güzel yürüyen, söz dinleyen, kimseyle alay etmeyen, bir şey söylendiğinde yapan ve eden çocuklar.
Böyle çocuklar edepli çocuklardır. Sadece anne ve babası tarafından sevilmekle kalmayıp, diğerleri tarafından da sevilirler. Edepsiz çocuklar ise, tam tersine, hiç kimse tarafından sevilmez ve dışlanırlar.
Efendilerin Efendisi Resulullah (s.a.v) buyuruyorlar ki: Çocuğun, babası üzerinde üç hakkı vardır: Birincisi, ona güzel bir isim seçmek, ikincisi, onu edepli yetiştirmek, üçüncüsü, ona iyi bir eş seçmek.
Her anne ve baba, edepli çocukları olmasını arzu eder amma, bu arzu hiçbir zaman kendiliğinden ve çaba gösterilmeksizin gelmez ve gerçekleşmez. Öğüt ve nasihatte bulunmak, iyiyi ve kötüyü anlatmakla da, çoğu zaman, çocuk istenilen ahlâk ve edepte terbiye edilmez. Bu hedefe kavuşmanın en iyi yolu onlara güzel davranmak, örnek bulmak ve örnek olmaktır. Anne ve baba edepli olmalı; kendileri güzel ahlâkla donanmalı, böylelikle davranışları ile çocuklarına ders olmalı ve ders vermelidir.
Çocuk, yaşı gereği, iyi bir taklitçidir. Taklit çocuklarda, terbiye döneminde, çok değerli ve güçlü bir hakikattir. Çocuk anne ve babasının ve diğer haşır-neşir olduğu kişilerin, davranışlarını taklit eder. Evet, taklit terbiye etkenlerinden biridir, ama taklit olgusu çok daha güçlü ve kalıcıdır, özellikle çocukluk döneminde.
Çocuklarını güzel bir şekilde terbiye etmeye ilgi ve itina gösteren anne ve babalar önce kendi davranışlarını düzeltmelidirler. Anne ve baba güzel ahlâk ve edebe sahip olmalıdır. Kendi aralarında olduğu gibi, çocuklarına ve diğer insanlara karşı da edepli olmalı ve yaşama adabına bağlı kalmalıdırlar. Bu, çocukların onlardan doğru bir hayat dersi almaları için gereklidir.
Anne ve baba birbirlerine karşı edepli ve saygılı olmalı, ev ortamındaki hayatlarına ve geleneklerine dikkat etmeli, çocuklara karşı olgun ve terbiye çerçevesinde davranmalıdır. Bu şekilde hayat süren bir ailenin çocuklarına, diğer insanların git gelleri ve onlara karşı davranışları fazla etki etmez. Böyle bir ailenin çocukları doğal olarak edepli yetişir, anne ve babanın davranışlarını görür, ondan ders alırlar. Bu konuda öğüt ve nasihate ihtiyaç yoktur. Anne ve babanın, bak biz nasıl davranıyorsak sen de öyle davran. demeleri gerekmez. Taklit etmeleri için amelin/davranışın kendisi yeterlidir.
Güzel ahlâka ve edebe sahip olmayan anne ve babalar, yüzlerce defa öğüt vermiş ve nasihat etmiş olsalar dahi, çocuklarının edepli olmalarını beklememelidirler.
Birbirlerine karşı edepsiz ve küstah olan, çocuklarına karşı kötü davranan bir anne ve baba, çocuklarının edepli olmasını nasıl bekleyebilir ki
Böyle bir ailenin çocukları, genelde anne ve babaları gibi veya onlardan daha edepsiz olurlar. Öğüt, nasihat ve iyi şeyleri telkin etmek genelde böyle durumlarda faydasız olur. Çocuklar, eğer anne ve babamızın dedikleri doğru olsaydı, önce kendileri yaparlardı, demek ki bizi kandırmak istiyorlar şeklinde düşünürler. Saygı, selam, teşekkür ve Allahaısmarladık mefhumları bulunmayan bir ailede çocukların anneye, babaya ve diğer insanlara karşı edepli olmaları, edep kurallarını gözetmeleri beklenebilir mi. Edepsiz ve küstah bir ailede, umumiyetle, edepsiz ve küstah çocuklar yetişir. Armut dibine düşer. atasözü de tam yerinde değil mi.
Telkin faydasız değildir, ama söylenilen şey, söyleyen kimsede bulunduğu zaman tam ve gerçek faydasını gösterir. Güzel edep ve ahlâka sahip olan anne ve babalar, güzel edepleri çocuklarına telkin edebilirler. Ama bu, güzel dille ve edep kurallarını gözeterek olmalıdır, şiddet, küstahlık ve edepsizlikle değil.
Bazı anne ve babaların kötü huyları vardır. Çocuklarından edep dışı bir hareket gördüklerinde diğerlerinin karşısında onlara kızarlar veya kötü kelimelerle onları azarlar. Meselâ derler ki, edepsiz çocuk, niye selam vermedin, niye vedalaşmadın, dilin yok mu senin. Edepsiz, ahmak çocuk. Diğerlerinin yanında niye ayaklarını uzatıyorsun, misafirlikte niye şımarıp boğuştun, arabada niye büyüklerine yer vermedin, büyüklerin konuşurken söz almadan konuştun. Hayvan herif Niye birileri konuşurken söze karışıyorsun vb…
Edepsizlikle kimse terbiye edilemeyeceği halde, cahil ve şuursuz anne ve babalar, bu şekilde çocuklarını terbiye edebileceklerine inanırlar.
Eğer çocuklardan edep dışı bir hareket görülürse çocuk uyarılmalıdır, ama edepsizce ve diğerlerinin huzurunda değil. Güzel dille ve yalnız olduğu bir yerde uyarılmalıdır.
Çocuğu terslemek, özellikle diğerlerinin huzurunda ve çirkin kelimelerle azarlamanın kendisi edepsizlik değil midir. Çocuğa önceden, misafirliğe gittiğimizde ve başka bir mekanda bulunduğumuzda, içeri girince selam ver, demelisiniz. İçeri girdiğinizde kendiniz selam verin ki, çocuk da selam versin, yavaşça ona, selam ver diyebilirsiniz. Eğer yine de selam vermezse, dışarı çıktığınızda, güzel ve edepli çocuk selam verir, sen niye selam vermedin. Bundan sonra dikkat et, bir yere gittiğinde ve bir mekâna girdiğinde selam vermeyi unutma, diye tembihte bulunabiliriz. Eğer anne ve baba ara-sıra çocuğa selam verirse, bu şekilde, ona edep vermiş olurlar.
Şanı Yüce Efendimiz Resulullah (s.a.v) çocuklara selam verir ve şöyle buyururdu: Ben, çocuklara selam vermek adet haline gelsin diye, onlara selam veriyorum.
Selam ve dua ile kalın…









